← Sure 14

14:42

وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَـٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَـٰرُ

Kelime kelime

وَلَا
sanma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَاEdat — olumsuzluk
تَحْسَبَنَّ
sanma
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْسَبَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَّEdat — tekit، son ek
ٱللَّهَ
Allah'ı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsim — özel isim، mansûb (akuzatif)
غَٰفِلًا
gafil
İsim
Kök: غفل
Dilbilgisi (i'rab)
غَٰفِلًاİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَمَّا
şeylerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَEdat — harf-i cer (edat)
مَّاİsim — ism-i mevsûl
يَعْمَلُ
yaptığı
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلظَّٰلِمُونَ
zalimlerin
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمُونَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
إِنَّمَا
muhakkak O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
مَاEdat — kâffe (mâ)
يُؤَخِّرُهُمْ
ertelemektedir
Fiil
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤَخِّرُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
لِيَوْمٍ
bir güne
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
يَوْمٍİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
تَشْخَصُ
(dehşetten) donup kalacağı
Fiil
Kök: شخص
Dilbilgisi (i'rab)
تَشْخَصُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdat — harf-i cer (edat)
هِİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْأَبْصَٰرُ
gözlerin
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
أَبْصَٰرُİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma; gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar onları ertelemektedir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı sakın habersiz sanma! Şüphesiz ki (Allah) onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Think not that Allah doth not heed the deeds of those who do wrong. He but giveth them respite against a Day when the eyes will fixedly stare in horror,-

A. Yusuf Alipublic-domain

Do not think [Prophet] that God is unaware of what the disbelievers do: He only gives them respite until a Day when their eyes will stare in terror.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Deem not that Allah is unaware of what the wicked do. He but giveth them a respite till a day when eyes will stare (in terror),

M. Pickthallpublic-domain

And never think that Allāh is unaware of what the wrongdoers do. He only delays them [i.e., their account] for a Day when eyes will stare [in horror].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا تحسبن -أيها الرسول- أن الله غافل عما يعمله الظالمون: من التكذيب بك وبغيرك من الرسل، وإيذاء المؤمنين وغير ذلك من المعاصي، إنما يؤخِّرُ عقابهم ليوم شديد ترتفع فيه عيونهم ولا تَغْمَض؛ مِن هول ما تراه. وفي هذا تسلية لرسول الله محمد صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?