← Sure 25

25:4

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّآ إِفْكٌ ٱفْتَرَىٰهُ وَأَعَانَهُۥ عَلَيْهِ قَوْمٌ ءَاخَرُونَ ۖ فَقَدْ جَآءُو ظُلْمًا وَزُورًا

Kelime kelime

وَقَالَ
ve dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنْ
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdat — olumsuzluk
هَٰذَآ
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdat — ATT، ön ek
ذَآİsim — ism-i işaret، eril tekil
إِلَّآ
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdat — hasr (sınırlama)
إِفْكٌ
yalandan
İsim
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
إِفْكٌİsim — eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
ٱفْتَرَىٰهُ
onu uydurdu
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱفْتَرَىٰFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَعَانَهُۥ
ve yardım etti
Fiil
Kök: عون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
أَعَانَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
kendisine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
هِİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
قَوْمٌ
bir topluluk
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٌİsim — eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
ءَاخَرُونَ
başka
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاخَرُونَİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)، sıfat
فَقَدْ
böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَدْEdat — tahkik (kad)
جَآءُو
vardılar
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ظُلْمًا
kesin bir haksızlığa
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظُلْمًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَزُورًا
ve iftiraya
İsim
Kök: زور
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
زُورًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İnkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kâfir olanlar “Bu (vahiy) ancak o (Muhammed)’in uydurduğu ve kendisine başka bir grubun da yardım ettiği bir iftiradır.” diyerek, elbette bir haksızlığa ve yalana vardılar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But the misbelievers say: "Naught is this but a lie which he has forged, and others have helped him at it." In truth it is they who have put forward an iniquity and a falsehood.

A. Yusuf Alipublic-domain

The disbelievers say, ‘This can only be a lie he has forged with the help of others’––they themselves have done great wrong and told lies––

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who disbelieve say: This is naught but a lie that he hath invented, and other folk have helped him with it, so that they have produced a slander and a lie.

M. Pickthallpublic-domain

And those who disbelieve say, "This [Qur’ān] is not except a falsehood he invented, and another people assisted him in it." But they have committed an injustice and a lie.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال الكافرون بالله: ما هذا القرآن إلا كذب وبهتان اختلقه محمد، وأعانه على ذلك أناس آخرون، فقد ارتكبوا ظلمًا فظيعًا، وأتوا زورًا شنيعًا؛ فالقرآن ليس مما يمكن لبشر أن يختلقه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular