← Sure 3

3:35

إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

Kelime kelime

إِذْ
hani
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsim — zaman zarfı
قَالَتِ
demişti ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتِFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱمْرَأَتُ
karısı
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرَأَتُİsim — dişil، merfû (nominatif)
عِمْرَٰنَ
İmran'ın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
عِمْرَٰنَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، mansûb (akuzatif)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
إِنِّى
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdat — mansûb (akuzatif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
نَذَرْتُ
adadım
Fiil
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
نَذَرْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsim — zamir، son ek، 1. tekil
لَكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
كَİsim — zamir، 2. tekil eril
مَا
olanı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsim — ism-i mevsûl
فِى
karnımda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdat — harf-i cer (edat)
بَطْنِى
karınlarının
İsim
Kök: بطن
Dilbilgisi (i'rab)
بَطْنِİsim — eril، mecrûr (genitif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
مُحَرَّرًا
tam hür olarak
İsim
Kök: حرر
Dilbilgisi (i'rab)
مُحَرَّرًاİsim — ism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَتَقَبَّلْ
kabul buyur
Fiil
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تَقَبَّلْFiil — emir، 2. tekil eril
مِنِّىٓ
benden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنِّEdat — harf-i cer (edat)
ىٓİsim — zamir، son ek، 1. tekil
إِنَّكَ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
كَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
أَنتَ
sen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتَİsim — zamir، 2. tekil eril
ٱلسَّمِيعُ
işitensin
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
سَّمِيعُİsim — eril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْعَلِيمُ
bilensin
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عَلِيمُİsim — eril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

İmran'ın karısı: "Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin" demişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin." demişti.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İmran’ın hanımı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini özgür olarak sana adadım. (Bunu) benden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold! a woman of 'Imran said: "O my Lord! I do dedicate unto Thee what is in my womb for Thy special service: So accept this of me: For Thou hearest and knowest all things."

A. Yusuf Alipublic-domain

Imran’s wife said, ‘Lord, I have dedicated what is growing in my womb entirely to You; so accept this from me. You are the One who hears and knows all,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(Remember) when the wife of 'Imran said: My Lord! I have vowed unto Thee that which is in my belly as a consecrated (offering). Accept it from me. Lo! Thou, only Thou, art the Hearer, the Knower!

M. Pickthallpublic-domain

[Mention, O Muḥammad], when the wife of ʿImrān said, "My Lord, indeed I have pledged to You what is in my womb, consecrated [for Your service], so accept this from me. Indeed, You are the Hearing, the Knowing."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

اذكر -أيها الرسول- ما كان من أمر مريم وأمها وابنها عيسى عليه السلام؛ لتردَّ بذلك على من ادعوا أُلوهية عيسى أو بنوَّته لله سبحانه، إذ قالت امرأة عمران حين حملت: يا ربِّ إني جعلت لك ما في بطني خالصا لك، لخدمة "بيت المقدس"، فتقبَّل مني؛ إنك أنت وحدك السميع لدعائي، العليم بنيتي.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular