← Sure 12

12:15

فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَـٰبَتِ ٱلْجُبِّ ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَـٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Kelime kelime

فَلَمَّا
nihayet
Edat
ذَهَبُوا۟
götürdüler
Fiil
Kök: ذهب
بِهِۦ
onu
Edat
وَأَجْمَعُوٓا۟
ve karar verdiler
Fiil
Kök: جمع
أَن
atmaya
Edat
يَجْعَلُوهُ
yaptı
Fiil
Kök: جعل
فِى
dibine
Edat
غَيَٰبَتِ
dip
İsim
Kök: غيب
ٱلْجُبِّ
kuyunun
İsim
Kök: جبب
وَأَوْحَيْنَآ
ve biz vahyettik
Fiil
Kök: وحي
إِلَيْهِ
O'na
Edat
لَتُنَبِّئَنَّهُم
andolsun haber vereceksin
Fiil
Kök: نبأ
بِأَمْرِهِمْ
onların işlerini
İsim
Kök: أمر
هَٰذَا
bu
Edat
وَهُمْ
ve onlar
Edat
لَا
hiç değillerken
Edat
يَشْعُرُونَ
farkında
Fiil
Kök: شعر

Meal

So they did take him away, and they all agreed to throw him down to the bottom of the well: and We put into his heart (this Message): 'Of a surety thou shalt (one day) tell them the truth of this their affair while they know (thee) not'

A. Yusuf Ali · EN · public-domain

Nihayet kardeşleri, Yusuf'u alıp götürdüler ve kuyunun dibine bırakmaya topluca karar verdiler. Biz de ona şöyle vahyettik: "Andolsun ki, sen onlara ilerde hiç beklemedikleri bir sırada bu yaptıklarını haber vereceksin".

Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

Onu götürüp de o kuyunun görünmeyen yerine bırakmaya birlikte karar verdikleri zaman, (Yusuf’a) “Şüphesiz ki sen onlar farkına varamadan onların bu işlerini kendilerine bildireceksin.” diye vahyetmiştik (bildirmiştik).

Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

Then, when they led him off, and were of one mind that they should place him in the depth of the pit, We inspired in him: Thou wilt tell them of this deed of theirs when they know (thee) not.

M. Pickthall · EN · public-domain