← Sure 12

12:45

وَقَالَ ٱلَّذِى نَجَا مِنْهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِۦ فَأَرْسِلُونِ

Kelime kelime

وَقَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
kurtulanı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsim — ism-i mevsûl، eril tekil
نَجَا
kurtuldun
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نَجَاFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنْهُمَا
iki kişiden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdat — harf-i cer (edat)
هُمَاİsim — zamir، son ek، 3. ikil
وَٱدَّكَرَ
hatırladı
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱدَّكَرَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَعْدَ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدَİsim — zaman zarfı، mansûb (akuzatif)
أُمَّةٍ
uzun bir süre
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsim — dişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَنَا۠
ben
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَا۠İsim — zamir، 1. tekil
أُنَبِّئُكُم
size haber veririm
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
أُنَبِّئُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
كُمİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
بِتَأْوِيلِهِۦ
onun yorumunu
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
تَأْوِيلِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِۦİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
فَأَرْسِلُونِ
hemen beni gönderin
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَرْسِلُFiil — emir، 2. çoğul eril
وİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
نِİsim — zamir، son ek، 1. tekil

Meal

TR

Hapisteki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zaman sonra Yusuf'u hatırladı ve: "Ben size bunu yorumlayacağım, hele beni gönderin" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O ikiden kurtulmuş olanı nice zamandan sonra hatırladı da dedi ki: "Ben size o rüyanın tabirini haber veririm, hemen beni gönderin."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Hapisteki) iki kişiden, kurtulmuş olan, uzun bir zaman sonra (Yusuf’u) hatırlayarak: “Ben size onun yorumunu bildiririm; beni hemen (Yusuf’a) gönderin.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But the man who had been released, one of the two (who had been in prison) and who now bethought him after (so long) a space of time, said: "I will tell you the truth of its interpretation: send ye me (therefore)."

A. Yusuf Alipublic-domain

but the prisoner who had been freed at last remembered [Joseph] and said, ‘I shall tell you what this means. Give me leave to go.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And he of the two who was released, and (now) at length remembered, said: I am going to announce unto you the interpretation, therefore send me forth.

M. Pickthallpublic-domain

But the one who was freed and remembered after a time said, "I will inform you of its interpretation, so send me forth."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال الذي نجا من القتل من صاحبَي يوسف في السجن وتذكر بعد مدة ما نسي من أمر يوسف: أنا أخبركم بتأويل هذه الرؤيا، فابعثوني إلى يوسف لآتيكم بتفسيرها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?