← Sure 28

28:45

وَلَـٰكِنَّآ أَنشَأْنَا قُرُونًا فَتَطَاوَلَ عَلَيْهِمُ ٱلْعُمُرُ ۚ وَمَا كُنتَ ثَاوِيًا فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ تَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتِنَا وَلَـٰكِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

Kelime kelime

وَلَٰكِنَّآ
fakat biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
آİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
أَنشَأْنَا
yarattık
Fiil
Kök: نشأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَنشَأْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
قُرُونًا
birçok nesiller
İsim
Kök: قرن
Dilbilgisi (i'rab)
قُرُونًاİsim — eril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَتَطَاوَلَ
geçti
Fiil
Kök: طول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — atıf bağlacı، ön ek
تَطَاوَلَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمُ
onların üzerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
هِمُİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعُمُرُ
uzun zamanlar
İsim
Kök: عمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عُمُرُİsim — eril، merfû (nominatif)
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
مَاEdat — olumsuzluk
كُنتَ
sen değildin
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiil — mâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
ثَاوِيًا
oturmuş
İsim
Kök: ثوي
Dilbilgisi (i'rab)
ثَاوِيًاİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فِىٓ
arasında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdat — harf-i cer (edat)
أَهْلِ
halkı
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِİsim — eril، mecrûr (genitif)
مَدْيَنَ
Medyen
İsim
Kök: مدن
Dilbilgisi (i'rab)
مَدْيَنَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
تَتْلُوا۟
okusaydın
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
تَتْلُوا۟Fiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
عَلَيْهِمْ
bunlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ءَايَٰتِنَا
ayetlerimizi
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsim — dişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
وَلَٰكِنَّا
lakin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
كُنَّا
biziz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
مُرْسِلِينَ
elçi olarak gönderen
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
مُرْسِلِينَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Ama biz nice nesiller var etmiştik. Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gönderen Biziz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bilakis biz (o zamandan senin zamanına kadar) nice nesiller var ettik de, onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen onlara âyetlerimizi okuyarak, Medyen halkı arasında bulunanlardan da değildin; aksine biz (başka) peygamber göndermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Oysa) biz nice nesiller var etmiştik de onların üzerinden uzun zaman geçmişti. Sen ayetlerimizi kendilerine tilavet etmek (okuyup aktarmak) üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değildin. Ancak bütün elçileri gönderen bizdik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But We raised up (new) generations, and long were the ages that passed over them; but thou wast not a dweller among the people of Madyan, rehearsing Our Signs to them; but it is We Who send messengers (with inspiration).

A. Yusuf Alipublic-domain

We have brought into being many generations who lived long lives- you did not live among the people of Midian or recite Our Revelation to them- We have always sent messengers to people-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But We brought forth generations, and their lives dragged on for them. And thou wast not a dweller in Midian, reciting unto them Our revelations, but We kept sending (messengers to men).

M. Pickthallpublic-domain

But We produced [many] generations [after Moses], and prolonged was their duration. And you were not a resident among the people of Madyan, reciting to them Our verses, but We were senders [of this message].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولكنا خلقنا أممًا من بعد موسى، فمكثوا زمنًا طويلا فنسوا عهد الله، وتركوا أمره، وما كنت مقيمًا في أهل "مدين" تقرأ عليهم كتابنا، فتعرف قصتهم وتخبر بها، ولكن ذلك الخبر الذي جئت به عن موسى وحي، وشاهد على رسالتك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?