← Sure 3

3:168

ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ وَقَعَدُوا۟ لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا۟ ۗ قُلْ فَٱدْرَءُوا۟ عَنْ أَنفُسِكُمُ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
قَالُوا۟
diyen(lere)
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
لِإِخْوَٰنِهِمْ
kardeşleri için
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
إِخْوَٰنِİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَقَعَدُوا۟
(Savaştan geri kalıp) oturarak
Fiil
Kök: قعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — hâl (durum) vâvı، ön ek
قَعَدُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
لَوْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْEdat — şart
أَطَاعُونَا
bizim sözümüzü tutsalardı
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
أَطَاعُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
مَا
öldürülmezlerdi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdat — olumsuzluk
قُتِلُوا۟
öldürülenleri
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
قُتِلُFiil — mâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiil — emir، 2. tekil eril
فَٱدْرَءُوا۟
haydi savın
Fiil
Kök: درأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — ek bağlaç، ön ek
ٱدْرَءُFiil — emir، 2. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
عَنْ
kendinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdat — harf-i cer (edat)
أَنفُسِكُمُ
kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsim — dişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمُİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْمَوْتَ
ölümü
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
مَوْتَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdat — şart
كُنتُمْ
iseniz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiil — mâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
صَٰدِقِينَ
doğrulardan
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰدِقِينَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onlar oturup, kardeşleri için: "Bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi" dediler. De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz, ölümü kendinizden savın".

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında “Bize uysalardı öldürülmezlerdi.” diyorlardı. De ki: “Doğruysanız kendinizden ölümü savın!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(They are) the ones that say, (of their brethren slain), while they themselves sit (at ease): "If only they had listened to us they would not have been slain." Say: "Avert death from your own selves, if ye speak the truth."

A. Yusuf Alipublic-domain

As for those who stayed behind, and said of their brothers, ‘If only they had listened to us, they would not have been killed,’ tell them [Prophet], ‘Ward off death from yourselves, if what you say is true.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who, while they sat at home, said of their brethren (who were fighting for the cause of Allah): If they had been guided by us they would not have been slain. Say (unto them, O Muhammad): Then avert death from yourselves if ye are truthful.

M. Pickthallpublic-domain

Those who said about their brothers while sitting [at home], "If they had obeyed us, they would not have been killed." Say, "Then prevent death from yourselves, if you should be truthful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هؤلاء المنافقون هم الذين قعدوا وقالوا لإخوانهم الذين أصيبوا مع المسلمين في حربهم المشركين يوم "أُحد": لو أطاعَنا هؤلاء ما قتلوا. قل لهم -أيها الرسول-: فادفعوا عن أنفسكم الموت إن كنتم صادقين في دعواكم أنهم لو أطاعوكم ما قتلوا، وأنكم قد نجوتم منه بقعودكم عن القتال.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?