← Sure 47

47:18

فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً ۖ فَقَدْ جَآءَ أَشْرَاطُهَا ۚ فَأَنَّىٰ لَهُمْ إِذَا جَآءَتْهُمْ ذِكْرَىٰهُمْ

Kelime kelime

فَهَلْ
bekliyorlarmı?
Edat
يَنظُرُونَ
bekliyorlar
Fiil
Kök: نظر
إِلَّا
yalnızca
Edat
ٱلسَّاعَةَ
sa'atin
İsim
Kök: سوع
أَن
kendilerine gelmesini
Edat
تَأْتِيَهُم
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
بَغْتَةً
ansızın
İsim
Kök: بغت
فَقَدْ
işte
Edat
جَآءَ
geldi
Fiil
Kök: جيأ
أَشْرَاطُهَا
onun belirtileri
İsim
Kök: شرط
فَأَنَّىٰ
neden mümkün olsun?
Edat
لَهُمْ
onlara
Edat
إِذَا
sonra
İsim
جَآءَتْهُمْ
kendilerine geldikten
Fiil
Kök: جيأ
ذِكْرَىٰهُمْ
öğüt almaları
İsim
Kök: ذكر

Meal

Do they then only wait for the Hour,- that it should come on them of a sudden? But already have come some tokens thereof, and when it (actually) is on them, how can they benefit then by their admonition?

A. Yusuf Ali · EN · public-domain

Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?

Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

Onlar, o (Son) Saat’in ansızın kendilerine gelmesinden başka ne bekliyorlar ki!Elbette onun alâmetleri gelmiştir. Kendilerine gelip çatınca (gerçeği) hatırlamaları neye yarar!

Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

Await they aught save the Hour, that it should come upon them unawares? And the beginnings thereof have already come. But how, when it hath come upon them, can they take their warning?

M. Pickthall · EN · public-domain