← Sure 64

64:7

زَعَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن لَّن يُبْعَثُوا۟ ۚ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ ۚ وَذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

Kelime kelime

زَعَمَ
sandılar
Fiil
Kök: زعم
Dilbilgisi (i'rab)
زَعَمَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
kesinlikle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdat — masdar bağlacı
لَّن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّنEdat — olumsuzluk
يُبْعَثُوا۟
diriltilmeyeceklerini
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
يُبْعَثُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiil — emir، 2. tekil eril
بَلَىٰ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَىٰEdat — cevap (evet)
وَرَبِّى
Rabbim hakkı için
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
رَبِّİsim — eril، mecrûr (genitif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
لَتُبْعَثُنَّ
mutlaka diriltileceksiniz
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
تُبْعَثُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
نَّEdat — tekit، son ek
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdat — atıf bağlacı
لَتُنَبَّؤُنَّ
size haber verilecektir
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
تُنَبَّؤُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
نَّEdat — tekit، son ek
بِمَا
şeyler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsim — ism-i mevsûl
عَمِلْتُمْ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمِلْFiil — mâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
وَذَٰلِكَ
ve bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ذَٰİsim — ism-i işaret، eril tekil
لِEdat — uzaklık، son ek
كَEdat — muhâtab، son ek، eril
عَلَى
göre
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdat — harf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
يَسِيرٌ
kolaydır
İsim
Kök: يسر
Dilbilgisi (i'rab)
يَسِيرٌİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

İnkar edenler, tekrar dirilmeyeceklerini ileri sürerler. De ki: "Evet; Rabbime and olsun ki, şüphesiz diriltileceksiniz ve sonra, yaptıklarınız size bildirilecektir. Bu, Allah'a kolaydır."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İnkâr edenler, katiyyen diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: "Hayır! Rabbim hakkı için mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydır".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kâfir olanlar, asla ve asla diriltilmeyeceklerini sanmışlardı. De ki: “Hayır! Rabbime yemin olsun: Şüphesiz ki diriltileceksiniz; sonra (da) yaptıklarınız size mutlaka bildirilecektir. Bu, Allah’a kolaydır.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The Unbelievers think that they will not be raised up (for Judgment). Say: "Yea, By my Lord, Ye shall surely be raised up: then shall ye be told (the truth) of all that ye did. And that is easy for Allah."

A. Yusuf Alipublic-domain

The disbelievers claim they will not be raised from the dead. Say [Prophet], ‘Yes indeed! I swear by my Lord! You will be raised and then you will be informed about everything you have done: an easy matter for God.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who disbelieve assert that they will not be raised again. Say (unto them, O Muhammad): Yea, verily, by my Lord! ye will be raised again and then ye will be informed of what ye did; and that is easy for Allah.

M. Pickthallpublic-domain

Those who disbelieve have claimed that they will never be resurrected. Say, "Yes, by my Lord, you will surely be resurrected; then you will surely be informed of what you did. And that, for Allāh, is easy."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ادَّعى الذين كفروا بالله باطلا أنهم لن يُخْرَجوا من قبورهم بعد الموت، قل لهم -أيها الرسول-: بلى وربي لتُخْرَجُنَّ من قبوركم أحياء، ثم لتُخْبَرُنَّ بالذي عملتم في الدنيا، وذلك على الله يسير هيِّن.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?