← Sure 14

14:10

۞ قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِى ٱللَّهِ شَكٌّ فَاطِرِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى ۚ قَالُوٓا۟ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ

Kelime kelime

قَالَتْ
dediler ki
Fiil
Kök: قول
رُسُلُهُمْ
elçileri
İsim
Kök: رسل
أَفِى
hakkında (edilir) mi?
İsim
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
شَكٌّ
şüphe
İsim
Kök: شكك
فَاطِرِ
yaratan
İsim
Kök: فطر
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
gökleri
İsim
Kök: سمو
وَٱلْأَرْضِ
ve yeri
İsim
Kök: أرض
يَدْعُوكُمْ
(O) sizi davet ediyor
Fiil
Kök: دعو
لِيَغْفِرَ
bağışlamak için
Fiil
Kök: غفر
لَكُم
sizin
Edat
مِّن
bir kısmını
Edat
ذُنُوبِكُمْ
günahlarınızdan
İsim
Kök: ذنب
وَيُؤَخِّرَكُمْ
ve sizi ertelemek için
Fiil
Kök: أخر
إِلَىٰٓ
kadar
Edat
أَجَلٍ
bir süreye
İsim
Kök: أجل
مُّسَمًّى
belirtilmiş
İsim
Kök: سمو
قَالُوٓا۟
onlar dediler
Fiil
Kök: قول
إِنْ
siz de
Edat
أَنتُمْ
siz
İsim
إِلَّا
başka değilsiniz
Edat
بَشَرٌ
bir insandan
İsim
Kök: بشر
مِّثْلُنَا
bizim gibi
İsim
Kök: مثل
تُرِيدُونَ
istiyorsunuz
Fiil
Kök: رود
أَن
bizi çevirmek
Edat
تَصُدُّونَا
ve engel olanlar
Fiil
Kök: صدد
عَمَّا
olduğundan
Edat
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
يَعْبُدُ
tapıyor
Fiil
Kök: عبد
ءَابَآؤُنَا
atalarımızın
İsim
Kök: أبو
فَأْتُونَا
o halde bize getirin
Fiil
Kök: أتي
بِسُلْطَٰنٍ
bir delil
İsim
Kök: سلط
مُّبِينٍ
açık
İsim
Kök: بين

Meal

Their messengers said: "Is there a doubt about Allah, The Creator of the heavens and the earth? It is He Who invites you, in order that He may forgive you your sins and give you respite for a term appointed!" They said: "Ah! ye are no more than human, like ourselves! Ye wish to turn us away from the (gods) our fathers used to worship: then bring us some clear authority."

A. Yusuf Ali · EN · public-domain

Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan, Allah hakkında da şüphe mi var? O, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirlenmiş bir süreye kadar size müsade ediyor." Onlar da: "Siz sadece bizim gibi bir insansınız, bizi babalarımızıntaptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

Elçileri şöyle demişti: “Gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Oysa) O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirlenmiş bir vakte kadar ertelemek için sizi (gerçeğe) çağırıyor.” Onlar da şöyle demişlerdi: “Siz de ancak bizim gibi bir insansınız. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. (Öyleyse) bize apaçık bir delil getirin!”

Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

Their messengers said: Can there be doubt concerning Allah, the Creator of the heavens and the earth? He calleth you that He may forgive you your sins and reprieve you unto an appointed term. They said: Ye are but mortals like us, who would fain turn us away from what our fathers used to worship. Then bring some clear warrant.

M. Pickthall · EN · public-domain