← Sure 17

17:47

نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَىٰٓ إِذْ يَقُولُ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا

Kelime kelime

نَّحْنُ
biz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
نَّحْنُİsim — zamir، 1. çoğul
أَعْلَمُ
gayet iyi biliyoruz
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsim — eril tekil، merfû (nominatif)
بِمَا
ne sebeple
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsim — ism-i mevsûl
يَسْتَمِعُونَ
dinlediklerini
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَمِعُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦٓ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsim — zamir، 3. tekil eril
إِذْ
dinlerken
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsim — zaman zarfı
يَسْتَمِعُونَ
dinlediklerini
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَمِعُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَيْكَ
seni
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdat — harf-i cer (edat)
كَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
وَإِذْ
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِذْİsim — zaman zarfı
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsim — zamir، 3. çoğul eril
نَجْوَىٰٓ
fısıldaşırken
İsim
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نَجْوَىٰٓİsim — eril، merfû (nominatif)
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsim — zaman zarfı
يَقُولُ
dedikleri
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلظَّٰلِمُونَ
zalimlerin
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمُونَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
إِن
siz uymuyorsunuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdat — olumsuzluk
تَتَّبِعُونَ
uyan
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّبِعُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdat — hasr (sınırlama)
رَجُلًا
bir adamdan
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رَجُلًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّسْحُورًا
büyülenmiş
İsim
Kök: سحر
Dilbilgisi (i'rab)
مَّسْحُورًاİsim — ism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini Biz çok iyi biliriz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini biz çok iyi biliriz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz onların seni dinlerken onu (Kur’an’ı ne amaçla) dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken zalimlerin “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!” dediklerini çok iyi bileniz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We know best why it is they listen, when they listen to thee; and when they meet in private conference, behold, the wicked say, "Ye follow none other than a man bewitched!"

A. Yusuf Alipublic-domain

We know best the way they listen, when they listen to you and when they confer in secret, and these wrongdoers say, ‘You are only following a man who is bewitched.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

We are Best Aware of what they wish to hear when they give ear to thee and when they take secret counsel, when the evil-doers say: Ye follow but a man bewitched.

M. Pickthallpublic-domain

We are most knowing of how they listen to it when they listen to you and [of] when they are in private conversation, when the wrongdoers say, "You follow not but a man affected by magic."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

نحن أعلم بالذي يستمعه رؤساء قريش، إذ يستمعون إليك، ومقاصدهم سيئة، فليس استماعهم لأجل الاسترشاد وقَبول الحق، ونعلم تَناجيهم حين يقولون: ما تتبعون إلا رجلا أصابه السحر فاختلط عقله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution