← Sure 18

18:62

فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَـٰذَا نَصَبًا

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsim — zaman zarfı
جَاوَزَا
orayı geçip gittiklerinde
Fiil
Kök: جوز
Dilbilgisi (i'rab)
جَاوَزَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsim — zamir، son ek، 3. ikil eril
قَالَ
(Musa) dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِفَتَىٰهُ
uşağına
İsim
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
فَتَىٰİsim — eril، mecrûr (genitif)
هُİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
ءَاتِنَا
bize getir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتِFiil — emir، 2. tekil eril
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
غَدَآءَنَا
kahvaltımızı
İsim
Kök: غدو
Dilbilgisi (i'rab)
غَدَآءَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
لَقَدْ
andolsun ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
قَدْEdat — tahkik (kad)
لَقِينَا
çektik
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لَقِيFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
مِن
yolculuğumuzdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
سَفَرِنَا
sefer
İsim
Kök: سفر
Dilbilgisi (i'rab)
سَفَرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
هَٰذَا
şu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdat — ATT، ön ek
ذَاİsim — ism-i işaret، eril tekil
نَصَبًا
yorgunluk
İsim
Kök: نصب
Dilbilgisi (i'rab)
نَصَبًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Oradan uzaklaştıklarında Musa, yanındaki gence: "Azığımızı çıkar, and olsun bu yolculuğumuzda yorgun düştük" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Musa genç arkadaşına: "Kuşluk yemeğimizi getir. Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(İki denizin birleştiği yeri) geçip gittiklerinde (Musa beraberindeki) gence “Azığımızı bize getir! Şüphesiz ki bu yolculuğumuz nedeniyle çok yorulduk.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When they had passed on (some distance), Moses said to his attendant: "Bring us our early meal; truly we have suffered much fatigue at this (stage of) our journey."

A. Yusuf Alipublic-domain

They journeyed on, and then Moses said to his servant, ‘Give us our lunch! This journey of ours is very tiring,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when they had gone further, he said unto his servant: Bring us our breakfast. Verily we have found fatigue in this our journey.

M. Pickthallpublic-domain

So when they had passed beyond it, [Moses] said to his boy, "Bring us our morning meal. We have certainly suffered in this, our journey, [much] fatigue."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما فارقا المكان الذي نسيا فيه الحوت وشعر موسى بالجوع، قال لخادمه: أحضر إلينا غداءنا، لقد لقينا من سفرنا هذا تعبًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?