← Sure 19

19:4

قَالَ رَبِّ إِنِّى وَهَنَ ٱلْعَظْمُ مِنِّى وَٱشْتَعَلَ ٱلرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّا

Kelime kelime

قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، mansûb (akuzatif)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
إِنِّى
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdat — mansûb (akuzatif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
وَهَنَ
gevşedi
Fiil
Kök: وهن
Dilbilgisi (i'rab)
وَهَنَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْعَظْمُ
kemik(lerim)
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عَظْمُİsim — eril، merfû (nominatif)
مِنِّى
benim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنِّEdat — harf-i cer (edat)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
وَٱشْتَعَلَ
ve tutuştu
Fiil
Kök: شعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱشْتَعَلَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلرَّأْسُ
başım
İsim
Kök: رأس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
رَّأْسُİsim — eril، merfû (nominatif)
شَيْبًا
ihtiyarlık aleviyle
İsim
Kök: شيب
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْبًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَمْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَمْEdat — olumsuzluk
أَكُنۢ
olmadım
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
أَكُنۢFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
بِدُعَآئِكَ
sana du'a ile
İsim
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
دُعَآئِİsim — eril، mecrûr (genitif)
كَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، merfû (nominatif)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
شَقِيًّا
bahtsız
İsim
Kök: شقو
Dilbilgisi (i'rab)
شَقِيًّاİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Şöyle demişti: "Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

“Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Rabbim, senden isteklerim konusunda (bu zamana kadar) hiç mahrum kalmadım.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Praying: "O my Lord! infirm indeed are my bones, and the hair of my head doth glisten with grey: but never am I unblest, O my Lord, in my prayer to Thee!

A. Yusuf Alipublic-domain

‘Lord, my bones have weakened and my hair is ashen grey, but never, Lord, have I ever prayed to You in vain:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Saying: My Lord! Lo! the bones of me wax feeble and my head is shining with grey hair, and I have never been unblest in prayer to Thee, my Lord.

M. Pickthallpublic-domain

He said, "My Lord, indeed my bones have weakened, and my head has filled with white, and never have I been in my supplication to You, my Lord, unhappy [i.e., disappointed].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال: رب إني كَبِرْتُ، وضعف عظمي، وانتشر الشيب في رأسي، ولم أكن من قبل محرومًا من إجابة الدعاء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?