← Sure 2

2:14

وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَـٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ

Kelime kelime

وَإِذَا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsim — zaman zarfı
لَقُوا۟
rastladıkları
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لَقُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلَّذِينَ
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالُوٓا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ءَامَنَّا
inandık
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsim — zaman zarfı
خَلَوْا۟
yalnız kaldıkları
Fiil
Kök: خلو
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَىٰ
ile
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdat — harf-i cer (edat)
شَيَٰطِينِهِمْ
şeytanları
İsim
Kök: شطن
Dilbilgisi (i'rab)
شَيَٰطِينِİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالُوٓا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّا
şüphesiz biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
مَعَكُمْ
sizinle beraberiz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsim — mekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
إِنَّمَا
elbette sadece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
مَاEdat — kâffe (mâ)
نَحْنُ
biz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
نَحْنُİsim — zamir، 1. çoğul
مُسْتَهْزِءُونَ
(onlarla) alay ediyoruz
İsim
Kök: هزأ
Dilbilgisi (i'rab)
مُسْتَهْزِءُونَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

İnananlara rastladıkları zaman, "İnandık" derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, "Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıklarında “(Biz de) iman ettik.” derler. Şeytanları (kafadarları) ile baş başa kaldıklarındaysa “Biz sizinle beraberiz; biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz.” derler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When they meet those who believe, they say: "We believe;" but when they are alone with their evil ones, they say: "We are really with you: We (were) only jesting."

A. Yusuf Alipublic-domain

When they meet the believers, they say, ‘We believe,’ but when they are alone with their evil ones, they say, ‘We’re really with you; we were only mocking.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when they fall in with those who believe, they say: We believe; but when they go apart to their devils they declare: Lo! we are with you; verily we did but mock.

M. Pickthallpublic-domain

And when they meet those who believe, they say, "We believe"; but when they are alone with their evil ones, they say, "Indeed, we are with you; we were only mockers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هؤلاء المنافقون إذا قابلوا المؤمنين قالوا: صدَّقنا بالإسلام مثلكم، وإذا انصرفوا وذهبوا إلى زعمائهم الكفرة المتمردين على الله أكَّدوا لهم أنهم على ملة الكفر لم يتركوها، وإنما كانوا يَسْتَخِفُّون بالمؤمنين، ويسخرون منهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?