← Sure 2

2:13

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُ ۗ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَـٰكِن لَّا يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَإِذَا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsim — zaman zarfı
قِيلَ
denildiği
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قِيلَFiil — mâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsim — zamir، 3. çoğul eril
ءَامِنُوا۟
iman edin
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامِنُFiil — emir، 2. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
كَمَآ
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَآEdat — masdar bağlacı
ءَامَنَ
inandıkları
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلنَّاسُ
insanların
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
نَّاسُİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)
قَالُوٓا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنُؤْمِنُ
inanır mıyız?
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsim — soru، ön ek
نُؤْمِنُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
كَمَآ
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَآEdat — masdar bağlacı
ءَامَنَ
inandığı
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلسُّفَهَآءُ
beyinsizlerin
İsim
Kök: سفه
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
سُّفَهَآءُİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)
أَلَآ
iyi bilin ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَلَآEdat — ATT
إِنَّهُمْ
doğrusu onlardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
هُمُ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsim — zamir، 3. çoğul eril
ٱلسُّفَهَآءُ
asıl beyinsizler
İsim
Kök: سفه
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
سُّفَهَآءُİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)
وَلَٰكِن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — ek bağlaç، ön ek
لَٰكِنEdat — AMD
لَّا
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdat — olumsuzluk
يَعْلَمُونَ
bilenlerden
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara “(Şu) insanların iman ettiği gibi siz de iman edin.” dendiği zaman “Biz hiç (o) beyinsizlerin iman ettiği gibi iman eder miyiz!” derler. Dikkat edin! Beyinsizler sadece kendileridir fakat (bunu bile) bilmezler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When it is said to them: "Believe as the others believe:" They say: "Shall we believe as the fools believe?" Nay, of a surety they are the fools, but they do not know.

A. Yusuf Alipublic-domain

When it is said to them, ‘Believe, as the others believe,’ they say, ‘Should we believe as the fools do?’ but they are the fools, though they do not know it.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when it is said unto them: believe as the people believe, they say: shall we believe as the foolish believe? are not they indeed the foolish? But they know not.

M. Pickthallpublic-domain

And when it is said to them, "Believe as the people have believed," they say, "Should we believe as the foolish have believed?" Unquestionably, it is they who are the foolish, but they know [it] not.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا قيل للمنافقين: آمِنُوا -مثل إيمان الصحابة، وهو الإيمان بالقلب واللسان والجوارح-، جادَلوا وقالوا: أَنُصَدِّق مثل تصديق ضعاف العقل والرأي، فنكون نحن وهم في السَّفَهِ سواء؟ فردَّ الله عليهم بأن السَّفَهَ مقصور عليهم، وهم لا يعلمون أن ما هم فيه هو الضلال والخسران.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?