← Sure 2

2:280

وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ ۚ وَأَن تَصَدَّقُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَإِن
eğer (borçlu)
Edat
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
ذُو
(içinde)
İsim
عُسْرَةٍ
darlık
İsim
Kök: عسر
فَنَظِرَةٌ
beklemek (lazımdır)
İsim
Kök: نظر
إِلَىٰ
kadar
Edat
مَيْسَرَةٍ
bir kolaylığa
İsim
Kök: يسر
وَأَن
ve eğer
Edat
تَصَدَّقُوا۟
sadaka olarak bağışlarsanız
Fiil
Kök: صدق
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
İsim
Kök: خير
لَّكُمْ
sizin için
Edat
إِن
eğer
Edat
كُنتُمْ
bilirseniz
Fiil
Kök: كون
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz
Fiil
Kök: علم

Meal

If the debtor is in a difficulty, grant him time Till it is easy for him to repay. But if ye remit it by way of charity, that is best for you if ye only knew.

A. Yusuf Ali · EN · public-domain

Eğer borçlu darlık içindeyse, ona ödeme kolaylığına kadar bir süre tanıyın. Ve bu gibi borçlulara alacağınızı bağışlayıp sadaka etmeniz eğer bilirseniz sizin için, daha hayırlıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

(Borçlu) dardaysa eli genişleyinceye kadar ona zaman vermek (gerekir). Bilirseniz (alacağınızı) bağışlamanız sizin için hayırlı olandır.

Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

And if the debtor is in straitened circumstances, then (let there be) postponement to (the time of) ease; and that ye remit the debt as almsgiving would be better for you if ye did but know.

M. Pickthall · EN · public-domain