2:66
فَجَعَلْنَـٰهَا نَكَـٰلًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Kelime kelime
لِّمَا
şey için
Edat
وَمَا
ve şey (için)
Edat
Meal
So We made it an example to their own time and to their posterity, and a lesson to those who fear Allah.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bunu öndekilere (onları görenlere) ve arkalarındakilere (ibretlik) bir ceza, muttakîler (duyarlı olanlar) için de bir öğüt kılmıştık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And We made it an example to their own and to succeeding generations, and an admonition to the Allah-fearing.
M. Pickthall · EN · public-domain