← Sure 20

20:96

قَالَ بَصُرْتُ بِمَا لَمْ يَبْصُرُوا۟ بِهِۦ فَقَبَضْتُ قَبْضَةً مِّنْ أَثَرِ ٱلرَّسُولِ فَنَبَذْتُهَا وَكَذَٰلِكَ سَوَّلَتْ لِى نَفْسِى

Kelime kelime

قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
بَصُرْتُ
ben gördüm
Fiil
Kök: بصر
بِمَا
şeyleri
Edat
لَمْ
onların görmedikleri
Edat
يَبْصُرُوا۟
ben gördüm
Fiil
Kök: بصر
بِهِۦ
onda
Edat
فَقَبَضْتُ
sonra aldım
Fiil
Kök: قبض
قَبْضَةً
bir avuç
İsim
Kök: قبض
مِّنْ
eserinden
Edat
أَثَرِ
onların izleri
İsim
Kök: أثر
ٱلرَّسُولِ
Elçinin
İsim
Kök: رسل
فَنَبَذْتُهَا
ve onu attım
Fiil
Kök: نبذ
وَكَذَٰلِكَ
ve böyle (yapmayı)
Edat
سَوَّلَتْ
hoş gösterdi
Fiil
Kök: سول
لِى
bana
Edat
نَفْسِى
nefsim
İsim
Kök: نفس

Meal

He replied: "I saw what they saw not: so I took a handful (of dust) from the footprint of the Messenger, and threw it (into the calf): thus did my soul suggest to me."

A. Yusuf Ali · EN · public-domain

Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

O da “Ben onların göremediği (bir gerçeği) gördüm. Elçinin mesajından bir kısmını aldım ve onu attım. İşte böyle, bunu nefsim bana hoş gösterdi.” demişti.

Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

He said: I perceived what they perceive not, so I seized a handful from the footsteps of the messenger, and then threw it in. Thus my soul commended to me.

M. Pickthall · EN · public-domain