← Sure 27

27:21

لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓ أَوْ لَيَأْتِيَنِّى بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ

Kelime kelime

لَأُعَذِّبَنَّهُۥ
ona azabedeceğim
Fiil
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
أُعَذِّبَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
نَّEdat — tekit، son ek
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
عَذَابًا
bir azapla
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
شَدِيدًا
çetin
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
شَدِيدًاİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdat — atıf bağlacı
لَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓ
onu keseceğim
Fiil
Kök: ذبح
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
أَا۟ذْبَحَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
نَّEdat — tekit، son ek
هُۥٓİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
أَوْ
yahut da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdat — atıf bağlacı
لَيَأْتِيَنِّى
bana getirecek
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
يَأْتِيَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نِّEdat — tekit، son ek
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
بِسُلْطَٰنٍ
bir delil
İsim
Kök: سلط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
سُلْطَٰنٍİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّبِينٍ
açık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينٍİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Süleyman, kuşları araştırarak: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!"

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki ya onu şiddetli bir şekilde cezalandıracağım veya onu keseceğim ya da bana apaçık bir delil (mazeret) getirecek!” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"I will certainly punish him with a severe penalty, or execute him, unless he bring me a clear reason (for absence)."

A. Yusuf Alipublic-domain

I will punish him severely, or kill him, unless he brings me a convincing excuse for his absence.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

I verily will punish him with hard punishment or I verily will slay him, or he verily shall bring me a plain excuse.

M. Pickthallpublic-domain

I will surely punish him with a severe punishment or slaughter him unless he brings me clear authorization."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وتفقد سليمان حال الطير المسخرة له وحال ما غاب منها، وكان عنده هدهد متميز معروف فلم يجده، فقال: ما لي لا أرى الهدهد الذي أعهده؟ أسَتَره ساتر عني، أم أنه كان من الغائبين عني، فلم أره لغيبته؟ فلما ظهر أنه غائب قال: لأعذبنَّ هذا الهدهد عذابًا شديدًا لغيابه تأديبًا له، أو لأذبحنَّه عقوبة على ما فعل حيث أخلَّ بما سُخِّر له، أو ليأتينِّي بحجة ظاهرة، فيها عذر لغيبته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?