← Sure 32

32:10

وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا ضَلَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍۭ ۚ بَلْ هُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ كَـٰفِرُونَ

Kelime kelime

وَقَالُوٓا۟
ve dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
أَءِذَا
sonra mı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsim — soru، ön ek
ءِذَاİsim — zaman zarfı
ضَلَلْنَا
biz kaybolduktan
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَلْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
فِى
toprakta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdat — harf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsim — dişil، mecrûr (genitif)
أَءِنَّا
biz mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsim — soru، ön ek
ءِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
لَفِى
içinde olacağız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
فِىEdat — harf-i cer (edat)
خَلْقٍ
bir yaratılış
İsim
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْقٍİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
جَدِيدٍۭ
yeni
İsim
Kök: جدد
Dilbilgisi (i'rab)
جَدِيدٍۭİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
بَلْ
doğrusu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdat — idrâb (bel)
هُم
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمİsim — zamir، 3. çoğul eril
بِلِقَآءِ
kavuşmayı
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
لِقَآءِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
رَبِّهِمْ
Rablerine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
كَٰفِرُونَ
inkar edenlerdir
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَٰفِرُونَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Puta tapanlar: "Toprağa karışıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" derler. Evet; onlar, Rab'lerine kavuşmayı inkar edenlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar: "Biz yerde kaybolup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta bulunacağız?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı (O'nun huzuruna varacaklarını) inkâr eden kâfirlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(İnkârcılar) “Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman biz mi yeni bir yaratılışta olacakmışız?” derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And they say: "What! when we lie, hidden and lost, in the earth, shall we indeed be in a Creation renewed? Nay, they deny the Meeting with their Lord.

A. Yusuf Alipublic-domain

They say, ‘What? When we have disappeared into the earth, shall we really be created anew?’ In fact, they deny the meeting with their Lord.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they say: When we are lost in the earth, how can we then be re-created? Nay but they are disbelievers in the meeting with their Lord.

M. Pickthallpublic-domain

And they say, "When we are lost [i.e., disintegrated] within the earth, will we indeed be [recreated] in a new creation?" Rather, they are, in the meeting with their Lord, disbelievers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال المشركون بالله المكذبون بالبعث: أإذا صارت لحومنا وعظامنا ترابًا في الأرض أنُبعَث خلقًا جديدًا؟ يستبعدون ذلك غير طالبين الوصول إلى الحق، وإنما هو منهم ظلم وعناد؛ لأنهم بلقاء ربهم -يوم القيامة- كافرون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?