← Sure 33

33:10

إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَـٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠

Kelime kelime

إِذْ
hani
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsim — zaman zarfı
جَآءُوكُم
onlar gelmişlerdi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
üstünüzden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdat — harf-i cer (edat)
فَوْقِكُمْ
üstlerinde de
İsim
Kök: فوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَوْقِİsim — eril، mecrûr (genitif)
كُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمِنْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
مِنْEdat — harf-i cer (edat)
أَسْفَلَ
alt tarafınızdan
İsim
Kök: سفل
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْفَلَİsim — eril tekil، mecrûr (genitif)
مِنكُمْ
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
كُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
وَإِذْ
ve hani
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِذْİsim — zaman zarfı
زَاغَتِ
kaymıştı
Fiil
Kök: زيغ
Dilbilgisi (i'rab)
زَاغَتِFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْأَبْصَٰرُ
gözler
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
أَبْصَٰرُİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)
وَبَلَغَتِ
ve dayanmıştı
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
بَلَغَتِFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْقُلُوبُ
yürekler
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
قُلُوبُİsim — dişil çoğul، merfû (nominatif)
ٱلْحَنَاجِرَ
hançerelere
İsim
Kök: حنجر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
حَنَاجِرَİsim — eril çoğul، mansûb (akuzatif)
وَتَظُنُّونَ
ve zanda bulunuyordunuz
Fiil
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
تَظُنُّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
بِٱللَّهِ
Allah hakında
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
ٱلظُّنُونَا۠
türlü düşüncelerle
İsim
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
ظُّنُونَا۠İsim — harf-i cer (edat)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti; Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O zaman onlar, hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan, ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Siz Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan üzerinize geldikleri zaman, gözler kaydığı (yıldığı), yürekler boğazlara geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman,

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold! they came on you from above you and from below you, and behold, the eyes became dim and the hearts gaped up to the throats, and ye imagined various (vain) thoughts about Allah!

A. Yusuf Alipublic-domain

They massed against you from above and below; your eyes rolled [with fear], your hearts rose into your throats, and you thought [ill] thoughts of God.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

When they came upon you from above you and from below you, and when eyes grew wild and hearts reached to the throats, and ye were imagining vain thoughts concerning Allah.

M. Pickthallpublic-domain

[Remember] when they came at you from above you and from below you, and when eyes shifted [in fear], and hearts reached the throats, and you assumed about Allāh [various] assumptions.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

اذكروا إذ جاؤوكم مِن فوقكم من أعلى الوادي من جهة المشرق، ومن أسفل منكم من بطن الوادي من جهة المغرب، وإذ شخصت الأبصار من شدة الحَيْرة والدهشة، وبلغت القلوب الحناجر من شدة الرعب، وغلب اليأس المنافقين، وكثرت الأقاويل، وتظنون بالله الظنون السيئة أنه لا ينصر دينه، ولا يعلي كلمته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?