← Sure 34

34:10

۞ وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ مِنَّا فَضْلًا ۖ يَـٰجِبَالُ أَوِّبِى مَعَهُۥ وَٱلطَّيْرَ ۖ وَأَلَنَّا لَهُ ٱلْحَدِيدَ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَEdat — tekit، ön ek
قَدْEdat — tahkik (kad)
ءَاتَيْنَا
verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
دَاوُۥدَ
Davud'a
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
دَاوُۥدَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
مِنَّا
tarafımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَّEdat — harf-i cer (edat)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
فَضْلًا
bir üstünlük
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَٰجِبَالُ
ey dağlar
İsim
Kök: جبل
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdat — nidâ، ön ek
جِبَالُİsim — eril çoğul، mansûb (akuzatif)
أَوِّبِى
tesbih edin
Fiil
Kök: أوب
Dilbilgisi (i'rab)
أَوِّبِFiil — emir، 2. tekil dişil
ىİsim — zamir، son ek، 2. tekil dişil
مَعَهُۥ
onunla beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsim — mekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱلطَّيْرَ
ve (ey) kuşlar
İsim
Kök: طير
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
طَّيْرَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
وَأَلَنَّا
ve yumuşattık
Fiil
Kök: لين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
أَلَFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
لَهُ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هُİsim — zamir، 3. tekil eril
ٱلْحَدِيدَ
demiri
İsim
Kök: حدد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
حَدِيدَİsim — eril، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

"Ey dağlar ve kuşlar! Davud tesbih ettikçe siz de onu tekrarlayın" diyerek and olsun ki, ona katımızdan lütufta bulunduk; "geniş zırhlar yap, dokumasını sağlam tut" diye ona demiri yumuşak kıldık. Yararlı iş işleyin; doğrusu Ben yaptıklarınızı görenim.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. "Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin." dedik ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki Davud’a tarafımızdan bir ikramda bulunmuştuk (ve) “Ey dağlar! (Beni tesbih ederek) onunla (Davud’la) birlikte yankıyla ses verin!” (demiştik); kuşlara da (aynısını söylemiştik). Ona (kullanabilmesi için) demiri yumuşatmıştık. Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We bestowed Grace aforetime on David from ourselves: "O ye Mountains! Sing ye back the Praises of Allah with him! and ye birds (also)! And We made the iron soft for him;-

A. Yusuf Alipublic-domain

We graced David with Our favour. We said, ‘You mountains, echo God’s praises together with him, and you birds, too.’ We softened iron for him,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And assuredly We gave David grace from Us, (saying): O ye hills and birds, echo his psalms of praise! And We made the iron supple unto him,

M. Pickthallpublic-domain

And We certainly gave David from Us bounty. [We said], "O mountains, repeat [Our] praises with him, and the birds [as well]." And We made pliable for him iron,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد آتينا داود نبوة، وكتابًا وعلمًا، وقلنا للجبال والطير: سبِّحي معه، وألنَّا له الحديد، فكان كالعجين يتصرف فيه كيف يشاء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?