← Sure 4

4:155

فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَـٰقَهُمْ وَكُفْرِهِم بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَقَتْلِهِمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ ۚ بَلْ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

Kelime kelime

فَبِمَا
sebebiyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — atıf bağlacı، ön ek
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdat — ek bağlaç
نَقْضِهِم
bozmaları
İsim
Kök: نقض
Dilbilgisi (i'rab)
نَقْضِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّيثَٰقَهُمْ
sözlerini
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِّيثَٰقَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَكُفْرِهِم
ve inkar etmeleri
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
كُفْرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
هِمİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِـَٔايَٰتِ
ayetlerini
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsim — dişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
وَقَتْلِهِمُ
ve öldürmeleri
İsim
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَتْلِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمُİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْأَنۢبِيَآءَ
peygamberleri
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
أَنۢبِيَآءَİsim — eril çoğul، mansûb (akuzatif)
بِغَيْرِ
yere
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
غَيْرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
حَقٍّ
haksız
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقٍّİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَقَوْلِهِمْ
ve demeleri(nden ötürü)
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَوْلِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قُلُوبُنَا
kalblerimiz
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبُİsim — dişil çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
غُلْفٌۢ
kılıflıdır
İsim
Kök: غلف
Dilbilgisi (i'rab)
غُلْفٌۢİsim — eril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بَلْ
hayır fakat'
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdat — idrâb (bel)
طَبَعَ
mühürlemiştir
Fiil
Kök: طبع
Dilbilgisi (i'rab)
طَبَعَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
عَلَيْهَا
üzerini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
هَاİsim — zamir، son ek، 3. tekil dişil
بِكُفْرِهِمْ
inkarlarından ötürü
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
كُفْرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَا
artık inanmazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdat — olumsuzluk
يُؤْمِنُونَ
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdat — hasr (sınırlama)
قَلِيلًا
pek az
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri, "Kalblerimiz perdelidir" demelerinden ötürü Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için bunların ancak pek azı inanır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Verdikleri sözden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik). Doğrusu Allah, inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir. Pek azı hariç onlar inanmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, haksız olarak peygamberleri öldürmeleri ve “Kalplerimiz perdelidir!” demeleri sebebiyle (onları cezalandırmıştık). Aksine (dahası), küfürleri sebebiyle Allah onlara (kalplerine) mühür vurmuştur; azı hariç artık iman etmezler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(They have incurred divine displeasure): In that they broke their covenant; that they rejected the signs of Allah; that they slew the Messengers in defiance of right; that they said, "Our hearts are the wrappings (which preserve Allah's Word; We need no more)";- Nay, Allah hath set the seal on their hearts for their blasphemy, and little is it they believe;-

A. Yusuf Alipublic-domain

And so for breaking their pledge, for rejecting God’s revelations, for unjustly killing their prophets, for saying ‘Our minds are closed’- No! God has sealed them in their disbelief, so they believe only a little-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then because of their breaking of their covenant, and their disbelieving in the revelations of Allah, and their slaying of the prophets wrongfully, and their saying: Our hearts are hardened - Nay, but Allah set a seal upon them for their disbelief, so that they believe not save a few -

M. Pickthallpublic-domain

And [We cursed them] for their breaking of the covenant and their disbelief in the signs of Allāh and their killing of the prophets without right and their saying, "Our hearts are wrapped" [i.e., sealed against reception]. Rather, Allāh has sealed them because of their disbelief, so they believe not, except for a few.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلعنَّاهم بسبب نقضهم للعهود، وكفرهم بآيات الله الدالة على صدق رسله، وقتلهم للأنبياء ظلمًا واعتداءً، وقولهم: قلوبنا عليها أغطية فلا تفقه ما تقول، بل طمس الله عليها بسبب كفرهم، فلا يؤمنون إلا إيمانًا قليلا لا ينفعهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?