← Sure 40

40:12

ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ ۖ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا۟ ۚ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ

Kelime kelime

ذَٰلِكُم
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsim — ism-i işaret، eril tekil
لِEdat — uzaklık، son ek
كُمEdat — muhâtab، son ek، eril çoğul
بِأَنَّهُۥٓ
sebebiyledir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
أَنَّEdat — mansûb (akuzatif)
هُۥٓİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsim — zaman zarfı
دُعِىَ
çağrıldığınız
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دُعِىَFiil — mâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
وَحْدَهُۥ
tek olan
İsim
Kök: وحد
Dilbilgisi (i'rab)
وَحْدَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
كَفَرْتُمْ
inkar etmeniz
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرْFiil — mâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِنEdat — şart
يُشْرَكْ
ortak koşulursa
Fiil
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
يُشْرَكْFiil — muzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِهِۦ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsim — zamir، 3. tekil eril
تُؤْمِنُوا۟
inanmanız
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤْمِنُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
فَٱلْحُكْمُ
artık hüküm
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
حُكْمُİsim — eril، merfû (nominatif)
لِلَّهِ
Allah'a aittir
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
ٱلْعَلِىِّ
yüce
İsim
Kök: علو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عَلِىِّİsim — eril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
ٱلْكَبِيرِ
ve büyük
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
كَبِيرِİsim — eril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Onlara: "Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O'na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah'ındır" denir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Onlara şöyle cevap verilir): "Bu azab size şu sebeptendir: Siz tek Allah'a davet edildiğiniz zaman inkâr ettiniz. Ama O'na ortak koşulunca inandınız. Artık hüküm, o yüce ve büyük Allah'ındır."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Onlara şöyle denecektir:) “Tek olarak Allah’a dua edildiği zaman inkâr ederdiniz. O’na ortak koşulunca (buna) inanırdınız. Hüküm yüce (ve) büyük olan Allah’a aittir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(The answer will be:) "This is because, when Allah was invoked as the Only (object of worship), ye did reject Faith, but when partners were joined to Him, ye believed! the Command is with Allah, Most High, Most Great!"

A. Yusuf Alipublic-domain

[They will be told], ‘This is all because when God alone was invoked you rejected this, yet when others were associated with Him you believed [in them].’ Judgement belongs to God the Most High, the Most Great.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(It is said unto them): This is (your plight) because, when Allah only was invoked, ye disbelieved, but when some partner was ascribed to Him ye were believing. But the command belongeth only to Allah, the Sublime, the Majestic.

M. Pickthallpublic-domain

[They will be told], "That is because, when Allāh was called upon alone, you disbelieved; but if others were associated with Him, you believed. So the judgement is with Allāh, the Most High, the Grand."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ذلكم العذاب الذي لكم- أيها الكافرون- بسبب أنكم كنتم إذا دُعيتم لتوحيد الله وإخلاص العمل له كفرتم به، وإن يُجْعل لله شريك تُصَدِّقوا به وتتبعوه. فالله سبحانه وتعالى هو الحاكم في خلقه، العادل الذي لا يجور، يهدي من يشاء ويضل من يشاء، ويرحم مَن يشاء ويعذب مَن يشاء، لا إله إلا هو الذي له علو الذات والقَدْر والقهر، وله الكبرياء والعظمة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?