← Sure 49

49:17

يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا۟ ۖ قُل لَّا تَمُنُّوا۟ عَلَىَّ إِسْلَـٰمَكُم ۖ بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَىٰكُمْ لِلْإِيمَـٰنِ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Kelime kelime

يَمُنُّونَ
başına kakıyorlar
Fiil
Kök: منن
Dilbilgisi (i'rab)
يَمُنُّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْكَ
senin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
كَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
أَنْ
İslam olmalarını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْEdat — masdar bağlacı
أَسْلَمُوا۟
İslam olmuş
Fiil
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْلَمُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiil — emir، 2. tekil eril
لَّا
başıma kakmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdat — nehiy (yasaklama)
تَمُنُّوا۟
lutfetti
Fiil
Kök: منن
Dilbilgisi (i'rab)
تَمُنُّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَىَّ
benim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىَّEdat — harf-i cer (edat)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
إِسْلَٰمَكُم
müslüman olmanızı
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
إِسْلَٰمَİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
كُمİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
بَلِ
tersine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلِEdat — idrâb (bel)
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
يَمُنُّ
minnet eder
Fiil
Kök: منن
Dilbilgisi (i'rab)
يَمُنُّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
كُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنْ
size hidayeti nedeniyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْEdat — masdar bağlacı
هَدَىٰكُمْ
sizi doğru yola iletti
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هَدَىٰFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
لِلْإِيمَٰنِ
imana
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
لْEdat — marife (belirli)، ön ek
إِيمَٰنِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdat — şart
كُنتُمْ
iseniz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiil — mâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
صَٰدِقِينَ
doğrulardan
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰدِقِينَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakmak isterler; de ki: "Müslüman olmanızla beni minnet altında tutmayın, hayır; eğer doğru kimselerseniz, sizi imana eriştirmekle Allah sizi minnet altında bırakır."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar İslâm'a girdikleri için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah sizin başınıza kakar. Eğer doğrulardan iseniz (Allah'a minnettar olmanız gerekir.)

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar, müslüman olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: “Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın! Doğruysanız bilin ki size imanı gösterdiği için aslında Allah size iyilikte bulunmaktadır.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They impress on thee as a favour that they have embraced Islam. Say, "Count not your Islam as a favour upon me: Nay, Allah has conferred a favour upon you that He has guided you to the faith, if ye be true and sincere.

A. Yusuf Alipublic-domain

They think they have done you [Prophet] a favour by submitting. Say, ‘Do not consider your submission a favour to me; it is God who has done you a favour, by guiding you to faith, if you are truly sincere.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They make it a favour unto thee (Muhammad) that they have surrendered (unto Him). Say: Deem not your Surrender a favour unto me; but Allah doth confer a favour on you, inasmuch as He hath led you to the Faith, if ye are earnest.

M. Pickthallpublic-domain

They consider it a favor to you that they have accepted Islām. Say, "Do not consider your Islām a favor to me. Rather, Allāh has conferred favor upon you that He has guided you to the faith, if you should be truthful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يَمُنُّ هؤلاء الأعراب عليك -أيها النبي- بإسلامهم ومتابعتهم ونصرتهم لك، قل لهم: لا تَمُنُّوا عليَّ دخولكم في الإسلام؛ فإنَّ نفع ذلك إنما يعود عليكم، ولله المنة عليكم فيه أنْ وفقكم للإيمان به وبرسوله، إن كنتم صادقين في إيمانكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?