← Sure 7

7:164

وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا ۙ ٱللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا ۖ قَالُوا۟ مَعْذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Kelime kelime

وَإِذْ
artık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِذْİsim — zaman zarfı
قَالَتْ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أُمَّةٌ
bir topluluk
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٌİsim — dişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْهُمْ
içlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdat — harf-i cer (edat)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
لِمَ
niçin?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَİsim — soru
تَعِظُونَ
öğüt veriyorsunuz
Fiil
Kök: وعظ
Dilbilgisi (i'rab)
تَعِظُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
قَوْمًا
bir kavme
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
مُهْلِكُهُمْ
helak edeceği
İsim
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
مُهْلِكُİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdat — atıf bağlacı
مُعَذِّبُهُمْ
azabedeceği
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
مُعَذِّبُİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
عَذَابًا
bir azapla
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
شَدِيدًا
şiddetli
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
شَدِيدًاİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
قَالُوا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
مَعْذِرَةً
ma'zeret için
İsim
Kök: عذر
Dilbilgisi (i'rab)
مَعْذِرَةًİsim — dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَىٰ
Rabbinize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdat — harf-i cer (edat)
رَبِّكُمْ
Rabbinizin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، mecrûr (genitif)
كُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَعَلَّهُمْ
ve belki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَعَلَّEdat — mansûb (akuzatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
يَتَّقُونَ
korunurlar (diye)
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَّقُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Aralarından bir topluluk: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?" dediler. Öğüt verenler: "Rabbinize, hiç değilse bir özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani içlerinden bir topluluk da “Allah’ın kendilerini (dünyada) helak edeceği veya (ahirette) şiddetli bir şekilde azap edeceği bir halka ne diye öğüt veriyorsunuz?” dediklerinde, (öğüt verenler) şöyle demişlerdi: “Rabbinize mazeret(imiz) olsun; bir de umulur ki takvâlı (duyarlı) olurlar diye (öğüt veriyoruz).”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When some of them said: "Why do ye preach to a people whom Allah will destroy or visit with a terrible punishment?"- said the preachers:" To discharge our duty to your Lord, and perchance they may fear Him."

A. Yusuf Alipublic-domain

how, when some of them asked [their preachers], ‘Why do you bother preaching to people God will destroy, or at least punish severely?’ [the preachers] answered, ‘In order to be free from your Lord’s blame, and so that they may perhaps take heed.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when a community among them said: Why preach ye to a folk whom Allah is about to destroy or punish with an awful doom, they said: In order to be free from guilt before your Lord, and that haply they may ward off (evil).

M. Pickthallpublic-domain

And when a community among them said, "Why do you advise [or warn] a people whom Allāh is [about] to destroy or to punish with a severe punishment?" they [the advisors] said, "To be absolved before your Lord and perhaps they may fear Him."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكر -أيها الرسول- إذ قالت جماعة منهم لجماعة أخرى كانت تعظ المعتدين في يوم السبت، وتنهاهم عن معصية الله فيه: لِمَ تعظون قومًا الله مهلكهم في الدنيا بمعصيتهم إياه أو معذبهم عذابا شديدًا في الآخرة؟ قال الذين كانوا ينهَوْنهم عن معصية الله: نَعِظهم وننهاهم لِنُعْذَر فيهم، ونؤدي فرض الله علينا في الأمر بالمعروف والنهي عن المنكر، ورجاء أن يتقوا الله، فيخافوه، ويتوبوا من معصيتهم ربهم وتعذِّيهم على ما حرَّم عليهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?