Tüm sureler

82.İnfitâr

الإنفطار

Mekke · 19 ayet

  1. 1

    إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتْ

    82:1

    When the Sky is cleft asunder;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gök çatladığı vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Gök yarıldığı zaman,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    When the heaven is cleft asunder,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  2. 2

    وَإِذَا ٱلْكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتْ

    82:2

    When the Stars are scattered;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yıldızlar döküldüğü vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Gezegenler serpiştirildiği zaman,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    When the planets are dispersed,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  3. 3

    وَإِذَا ٱلْبِحَارُ فُجِّرَتْ

    82:3

    When the Oceans are suffered to burst forth;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Denizler yarılıp akıtıldığı vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Denizler fışkırtıl(ıp kabar)tıldığı zaman,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    When the seas are poured forth,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  4. 4

    وَإِذَا ٱلْقُبُورُ بُعْثِرَتْ

    82:4

    And when the Graves are turned upside down;-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kabirlerin içi dışına getirildiği vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Mezarlar(ın içindekiler dışarı)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the sepulchres are overturned,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  5. 5

    عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ

    82:5

    (Then) shall each soul know what it hath sent forward and (what it hath) kept back.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Herkes neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Her can (dünyada yapıp) öne sürdüklerini ve (yapmayıp) geride bıraktıklarını bilmiş (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    A soul will know what it hath sent before (it) and what left behind.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  6. 6

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلْكَرِيمِ

    82:6

    O man! What has seduced thee from thy Lord Most Beneficent?-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Ey insan! Cömert Rabbine karşı seni aldatan nedir?

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O man! What hath made thee careless concerning thy Lord, the Bountiful,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  7. 7

    ٱلَّذِى خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ

    82:7

    Him Who created thee. Fashioned thee in due proportion, and gave thee a just bias;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O ki seni yarattı, seni şekillendirdi, (böylece) seni dengeli kıldı.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Who created thee, then fashioned, then proportioned thee?

    M. Pickthall · EN · public-domain

  8. 8

    فِىٓ أَىِّ صُورَةٍ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ

    82:8

    In whatever Form He wills, does He put thee together.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Seni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Dilediği şekilde seni(n organlarını) birleştirdi (oluşturdu).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Into whatsoever form He will, He casteth thee.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  9. 9

    كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ

    82:9

    Nay! But ye do reject Right and Judgment!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Hayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hayır! Doğrusu siz dini (hesap gününü) yalanlıyorsunuz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, but ye deny the Judgment.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  10. 10

    وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَـٰفِظِينَ

    82:10

    But verily over you (are appointed angels) to protect you,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Oysa üzerinizde koruyucular var.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Üzerinizde, yapmakta olduklarınızı bilen, değerli yazıcılardan oluşan kaydediciler (melekler) vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! there are above you guardians,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  11. 11

    كِرَامًا كَـٰتِبِينَ

    82:11

    Kind and honourable,- Writing down (your deeds):

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Değerli yazıcılar

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Üzerinizde, yapmakta olduklarınızı bilen, değerli yazıcılardan oluşan kaydediciler (melekler) vardır. İnfitâr 82:10-12

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Generous and recording,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  12. 12

    يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

    82:12

    They know (and understand) all that ye do.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Üzerinizde, yapmakta olduklarınızı bilen, değerli yazıcılardan oluşan kaydediciler (melekler) vardır. İnfitâr 82:10-12

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Who know (all) that ye do.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  13. 13

    إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ

    82:13

    As for the Righteous, they will be in bliss;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kuşkusuz iyiler nimet içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki iyiler, elbette nimet içinde (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! the righteous verily will be in delight.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  14. 14

    وَإِنَّ ٱلْفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ

    82:14

    And the Wicked - they will be in the Fire,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kötüler de cehennemdedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Şüphesiz ki (yoldan) sapanlar ise cehennemde (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And lo! the wicked verily will be in hell;

    M. Pickthall · EN · public-domain

  15. 15

    يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ ٱلدِّينِ

    82:15

    Which they will enter on the Day of Judgment,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ceza günü ona girecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hesap gününde oraya gireceklerdir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    They will burn therein on the Day of Judgment,

    M. Pickthall · EN · public-domain

  16. 16

    وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَآئِبِينَ

    82:16

    And they will not be able to keep away therefrom.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlar o cehennemin gözünden kaçamazlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Oradan hiçbir şekilde kurtulamayacaklardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And will not be absent thence.

    M. Pickthall · EN · public-domain

  17. 17

    وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

    82:17

    And what will explain to thee what the Day of Judgment is?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Hesap gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Ah, what will convey unto thee what the Day of Judgment is!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  18. 18

    ثُمَّ مَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

    82:18

    Again, what will explain to thee what the Day of Judgment is?

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Evet, bilir misin nedir acaba o ceza günü?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Evet! O Hesap gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Again, what will convey unto thee what the Day of Judgment is!

    M. Pickthall · EN · public-domain

  19. 19

    يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْـًٔا ۖ وَٱلْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ

    82:19

    (It will be) the Day when no soul shall have power (to do) aught for another: For the command, that Day, will be (wholly) with Allah.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    O gün, kimse kimse için herhangi bir şeye (yetkiye) sahip olamaz. O gün, yetki yalnızca Allah’a aittir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    A day on which no soul hath power at all for any (other) soul. The (absolute) command on that day is Allah's.

    M. Pickthall · EN · public-domain

Arapça metin kaynağı: Quran.com API v4 (public-domain)