83.Mutaffifîn
المطففينMekke · 36 ayet
- 1
وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ
83:1
Woe to those that deal in fraud,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Eksik ölçüp tartanların vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Eksik ölçenlere (yolsuzluk yapanlara) yazıklar olsun!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the defrauders:
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
83:2
Those who, when they have to receive by measure from men, exact full measure,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar insanlardan (bir şey alırken) ölçtüklerinde (baskı yaparak) tam ölçerler.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Those who when they take the measure from mankind demand it full,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
83:3
But when they have to give by measure or weight to men, give less than due.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlara (insanlara vermek için) ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise eksiltirler.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But if they measure unto them or weight for them, they cause them loss.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
83:4
Do they not think that they will be called to account?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Do such (men) not consider that they will be raised again
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
لِيَوْمٍ عَظِيمٍ
83:5
On a Mighty Day,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Büyük bir gün için.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi? Mutaffifîn 83:4-6
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Unto an Awful Day,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
83:6
A Day when (all) mankind will stand before the Lord of the Worlds?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Büyük bir günde yani insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda duracakları günde diriltileceklerini hiç düşünmezler mi? Mutaffifîn 83:4-6
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The day when (all) mankind stand before the Lord of the Worlds?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ
83:7
Nay! Surely the record of the wicked is (preserved) in Sijjin.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Şüphesiz ki (yoldan) sapanların yazısı (kaydı) Siccîn’dedir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but the record of the vile is in Sijjin -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ
83:8
And what will explain to thee what Sijjin is?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bildin mi sen, Siccin nedir?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Siccîn’in ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Ah! what will convey unto thee what Sijjin is! -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ
83:9
(There is) a Register (fully) inscribed.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yazılmış bir kitaptır o.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Numaralandırılmış (açıkça yazılı) bir kitaptır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
A written record.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
83:10
Woe, that Day, to those that deny-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Vay haline yalanlayanların o gün!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hesap gününü yalanlayan yalancıların o gün vay hâline!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Woe unto the repudiators on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
83:11
Those that deny the Day of Judgment.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hesap gününü yalanlayan yalancıların o gün vay hâline! Mutaffifîn 83:10-11
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Those who deny the Day of Judgment
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
83:12
And none can deny it but the Transgressor beyond bounds the Sinner!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onu günahkâr azgınlardan başkası yalanlamaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Which none denieth save each criminal transgressor,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
83:13
When Our Signs are rehearsed to him, he says, "Tales of the ancients!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman “Öncekilerin masalları!” der.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Who, when thou readest unto him Our revelations, saith: (Mere) fables of the men of old.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
83:14
By no means! but on their hearts is the stain of the (ill) which they do!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır, aksine! Kazandıkları (kötülükler nedeniyle) kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but that which they have earned is rust upon their hearts.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ
83:15
Verily, from (the Light of) their Lord, that Day, will they be veiled.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Şüphesiz ki onlar o gün Rablerinden perdelenmiş (mahrum) olacaklardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but surely on that day they will be covered from (the mercy of) their Lord.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
83:16
Further, they will enter the Fire of Hell.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra, şüphesiz ki onlar cehenneme gireceklerdir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then lo! they verily will burn in hell,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
ثُمَّ يُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
83:17
Further, it will be said to them: "This is the (reality) which ye rejected as false!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra (kendilerine) “Yalanlamış olduğunuz (cehennem) işte budur.” denecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And it will be said (unto them): This is that which ye used to deny.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ
83:18
Nay, verily the record of the Righteous is (preserved) in 'Illiyin.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Doğrusu, şüphesiz ki iyilerin kaydı ise ‘Illiyyûn’dadır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but the record of the righteous is in 'Illiyin -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
83:19
And what will explain to thee what 'Illiyun is?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
‘Illiyyûn’un ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Ah, what will convey unto thee what 'Illiyin is! -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ
83:20
(There is) a Register (fully) inscribed,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yazılmış bir kitaptır o.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Numaralandırılmış (açıkça yazılı) bir kitaptır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
A written record,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ
83:21
To which bear witness those Nearest (to Allah).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onu (kitabı, Allah’a) yaklaştırılmış olanlar (sevinçle) görür.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Attested by those who are brought near (unto their Lord).
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
83:22
Truly the Righteous will be in Bliss:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki iyiler, elbette nimet içindedir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! the righteous verily are in delight,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
83:23
On Thrones (of Dignity) will they command a sight (of all things):
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Koltuklar üzerinde (etrafa) bakarlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On couches, gazing,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
83:24
Thou wilt recognise in their faces the beaming brightness of Bliss.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Nimetin parıltısını yüzlerinde sezersin (görürsün).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thou wilt know in their faces the radiance of delight.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ
83:25
Their thirst will be slaked with Pure Wine sealed:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlara damgalı saf bir içki sunulur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kendilerine (ağzı) mühürlü, katıksız (sarhoş etmeyen) bir (içki)den içirilir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
They are given to drink of a pure wine, sealed,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
خِتَـٰمُهُۥ مِسْكٌ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ
83:26
The seal thereof will be Musk: And for this let those aspire, who have aspirations:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İçiminin) sonu misk olacaktır (güzel kokacaktır). Yarışanlar (imrenenler) işte (buna imrenip) bunun için yarışsınlar!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Whose seal is musk - for this let (all) those strive who strive for bliss -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ
83:27
With it will be (given) a mixture of Tasnim:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onun (içeceğin) karışımı Tesnîm’dendir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And mixed with water of Tasnim,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ
83:28
A spring, from (the waters) whereof drink those Nearest to Allah.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Tesnîm, Allah’a) yaklaştırılmış olanların içeceği bir kaynaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
A spring whence those brought near (to Allah) drink.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
83:29
Those in sin used to laugh at those who believed,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki suçlular (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! the guilty used to laugh at those who believed,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
83:30
And whenever they passed by them, used to wink at each other (in mockery);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlara uğradıkları zaman birbirlerine kaş göz işareti yaparlardı (alay ederlerdi).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And wink one to another when they passed them;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 31
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
83:31
And when they returned to their own people, they would return jesting;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ailelerine döndükleri zaman keyiflenerek dönerlerdi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when they returned to their own folk, they returned jesting;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 32
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
83:32
And whenever they saw them, they would say, "Behold! These are the people truly astray!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onları (müminleri) gördükleri zaman ise “Şüphesiz ki bunlar sapkınlardır!” derlerdi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when they saw them they said: Lo! these have gone astray.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 33
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَـٰفِظِينَ
83:33
But they had not been sent as keepers over them!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Oysa) onların (müminlerin) üzerine koruyucular (muhafız, müminleri denetleyici) olarak gönderilmemişlerdi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Yet they were not sent as guardians over them.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 34
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
83:34
But on this Day the Believers will laugh at the Unbelievers:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İman edenler de bugün, koltuklar üzerinde (yaslanıp onlara) bakarak kâfirlere gülerler.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
This day it is those who believe who have the laugh of disbelievers,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 35
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
83:35
On Thrones (of Dignity) they will command (a sight) (of all things).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İman edenler de bugün, koltuklar üzerinde (yaslanıp onlara) bakarak kâfirlere gülerler. Mutaffifîn 83:34-35
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On high couches, gazing.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 36
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
83:36
Will not the Unbelievers have been paid back for what they did?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Are not the disbelievers paid for what they used to do?
M. Pickthall · EN · public-domain
Arapça metin kaynağı: Quran.com API v4 (public-domain)