← Sure 9

9:74

يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُوا۟ وَلَقَدْ قَالُوا۟ كَلِمَةَ ٱلْكُفْرِ وَكَفَرُوا۟ بَعْدَ إِسْلَـٰمِهِمْ وَهَمُّوا۟ بِمَا لَمْ يَنَالُوا۟ ۚ وَمَا نَقَمُوٓا۟ إِلَّآ أَنْ أَغْنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضْلِهِۦ ۚ فَإِن يَتُوبُوا۟ يَكُ خَيْرًا لَّهُمْ ۖ وَإِن يَتَوَلَّوْا۟ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ وَمَا لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

Kelime kelime

يَحْلِفُونَ
yemin ediyorlar
Fiil
Kök: حلف
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْلِفُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
مَا
söylemediklerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdat — olumsuzluk
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَقَدْ
halbuki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — hâl (durum) vâvı، ön ek
لَEdat — tekit، ön ek
قَدْEdat — tahkik (kad)
قَالُوا۟
söylediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
كَلِمَةَ
(o) sözü
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
كَلِمَةَİsim — dişil، mansûb (akuzatif)
ٱلْكُفْرِ
küfür
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
كُفْرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
وَكَفَرُوا۟
ve inkar ettiler
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
كَفَرُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بَعْدَ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدَİsim — zaman zarfı، mansûb (akuzatif)
إِسْلَٰمِهِمْ
İslam olduktan
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
إِسْلَٰمِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَهَمُّوا۟
ve yeltendiler
Fiil
Kök: همم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
هَمُّFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
bir şeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsim — ism-i mevsûl
لَمْ
başaramadıkları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdat — olumsuzluk
يَنَالُوا۟
eremezsiniz
Fiil
Kök: نيل
Dilbilgisi (i'rab)
يَنَالُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
ve öc almağa kalktılar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
مَاEdat — olumsuzluk
نَقَمُوٓا۟
öc almadılar
Fiil
Kök: نقم
Dilbilgisi (i'rab)
نَقَمُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّآ
sırf
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdat — hasr (sınırlama)
أَنْ
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْEdat — masdar bağlacı
أَغْنَىٰهُمُ
kendilerini zengin etti
Fiil
Kök: غني
Dilbilgisi (i'rab)
أَغْنَىٰFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
هُمُİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
رَسُولُİsim — eril، merfû (nominatif)
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
lutfiyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
فَضْلِهِۦ
lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلِİsim — eril، mecrûr (genitif)
هِۦİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdat — şart
يَتُوبُوا۟
tevbe ederlerse
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
يَتُوبُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
يَكُ
olur
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
خَيْرًا
daha iyi
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّهُمْ
kendileri için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsim — zamir، 3. çoğul eril
وَإِن
yok eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِنEdat — şart
يَتَوَلَّوْا۟
dönerlerse
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَوَلَّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
يُعَذِّبْهُمُ
onlara azabedecektir
Fiil
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
يُعَذِّبْFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمُİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
عَذَابًا
bir azapla
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَلِيمًا
acıklı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمًاİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فِى
dünyada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdat — harf-i cer (edat)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsim — dişil tekil، mecrûr (genitif)
وَٱلْءَاخِرَةِ
ve ahirette
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةِİsim — dişil tekil، mecrûr (genitif)
وَمَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
مَاEdat — olumsuzluk
لَهُمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsim — zamir، 3. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdat — harf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsim — dişil، mecrûr (genitif)
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
وَلِىٍّ
velisi
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
وَلِىٍّİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَا
ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَاEdat — olumsuzluk
نَصِيرٍ
yardımcısı
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَصِيرٍİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

And olsun ki, müslüman olduktan sonra inkar edip küfür sözünü söylemişler iken, söylemedik diye Allah'a yemin ettiler, başaramayacakları bir şeye giriştiler; Allah ve Peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Yeryüzünde bir dost ve yardımcıları yoktur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar, kötü bir şey söylemedik, diyerek Allah'a yemin ederler. Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler. Ve o başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Halbuki intikam almaları için Allah'ın, Resulü ile onları lütfundan zenginleştirmiş olmasından başka bir sebep yoktu. Eğer tevbe ederlerse haklarında hayırlı olur. Yok yanaşmazlarsa Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba uğratır. Yeryüzünde onları koruyacak veya onlara yardım edecek bir kimse de bulunmaz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Münafıklar o sözleri) söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. (Oysa) o küfür sözünü elbette söylemişler ve Müslümanlıktan sonra kâfir olmuşlar, başaramadıkları bir şeye de yeltenmişlerdi. Sırf Allah ve Elçisi kendi lütfundan onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkışmışlardı. Tevbe ederlerse onlar için hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onlara dünyada da ahirette de elem verici şekilde azap edecektir. Yeryüzünde onların dostu da yardımcısı da yoktur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They swear by Allah that they said nothing (evil), but indeed they uttered blasphemy, and they did it after accepting Islam; and they meditated a plot which they were unable to carry out: this revenge of theirs was (their) only return for the bounty with which Allah and His Messenger had enriched them! If they repent, it will be best for them; but if they turn back (to their evil ways), Allah will punish them with a grievous penalty in this life and in the Hereafter: They shall have none on earth to protect or help them.

A. Yusuf Alipublic-domain

They swear by God that they did not, but they certainly did speak words of defiance and became defiant after having submitted; they tried to do something, though they did not achieve it, ––being spiteful was their only response to God and His Messenger enriching them out of His bounty. They would be better off turning back [to God]: if they turn away, God will punish them in this world and the Hereafter, and there will be no one on earth to protect or help them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They swear by Allah that they said nothing (wrong), yet they did say the word of disbelief, and did disbelieve after their Surrender (to Allah). And they purposed that which they could not attain, and they sought revenge only that Allah by His messenger should enrich them of His bounty. If they repent it will be better for them; and if they turn away, Allah will afflict them with a painful doom in the world and the Hereafter, and they have no protecting friend nor helper in the earth.

M. Pickthallpublic-domain

They swear by Allāh that they did not say [anything against the Prophet (ﷺ)] while they had said the word of disbelief and disbelieved after their [pretense of] Islām and planned that which they were not to attain. And they were not resentful except [for the fact] that Allāh and His Messenger had enriched them of His bounty. So if they repent, it is better for them; but if they turn away, Allāh will punish them with a painful punishment in this world and the Hereafter. And there will not be for them on earth any protector or helper.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يحلف المنافقون بالله أنهم ما قالوا شيئًا يسيء إلى الرسول وإلى المسلمين، إنهم لكاذبون؛ فلقد قالوا كلمة الكفر وارتدوا بها عن الإسلام وحاولوا الإضرار برسول الله محمد صلى الله عليه وسلم، فلم يمكنهم الله من ذلك، وما وجد المنافقون شيئًا يعيبونه، وينتقدونه، إلا أن الله -تعالى- تفضل عليهم، فأغناهم بما فتح على نبيه صلى الله عليه وسلم من الخير والبركة، فإن يرجع هؤلاء الكفار إلى الإيمان والتوبة فهو خير لهم، وإن يعرضوا، أو يستمروا على حالهم، يعذبهم الله العذاب الموجع في الدنيا على أيدي المؤمنين، وفي الآخرة بنار جهنم، وليس لهم منقذ ينقذهم ولا ناصر يدفع عنهم سوء العذاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?