30:55
وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ ۚ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ
كلمة بكلمة
الترجمة
On the Day that the Hour (of Reckoning) will be established, the transgressors will swear that they tarried not but an hour: thus were they used to being deluded!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kıyamet kopacağı gün günahkarlar dünyada bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar önceden de böyle haktan çevriliyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O (Son) Saat gerçekleştiği gün, suçlular (dünyada) ancak kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edeceklerdir. İşte onlar (dünyada da gerçeklerden) böyle döndürülüyorlardı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And on the day when the Hour riseth the guilty will vow that they did tarry but an hour - thus were they ever deceived.
M. Pickthall · EN · public-domain