88.The Overwhelming
الغاشيةMeccan · 26 ayahs
- 1
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ
88:1
Has the story reached thee of the overwhelming (Event)?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Her şeyi) kaplayacak olanın haberi sana geldi, (değil) mi?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Hath there come unto thee tidings of the Overwhelming?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَـٰشِعَةٌ
88:2
Some faces, that Day, will be humiliated,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün bazı yüzler düşüktür.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On that day (many) faces will be downcast,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
88:3
Labouring (hard), weary,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çalışmış, yorulmuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Onlar) çalışandır, yorulandır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Toiling, weary,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
88:4
The while they enter the Blazing Fire,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kızışmış bir ateşe girer.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kızgın ateşe girecek(ler)dir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Scorched by burning fire,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
88:5
The while they are given, to drink, of a boiling hot spring,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kaynar bir (su) kaynağından (kendilerine) içirilecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Drinking from a boiling spring,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
88:6
No food will there be for them but a bitter Dhari'
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
No food for them save bitter thorn-fruit
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
88:7
Which will neither nourish nor satisfy hunger.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O da ne besler, ne de açlığı giderir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hem beslemez hem de açlığı gidermez.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Which doth not nourish nor release from hunger.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
88:8
(Other) faces that Day will be joyful,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün bazı yüzler de nimet içindedir (mutludur).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
In that day other faces will be calm,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
88:9
Pleased with their striving,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yaptığından hoşnuttur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Çalışmalarından (yaptıklarından) memnundur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Glad for their effort past,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
88:10
In a Garden on high,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüksek bir cennettedir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yüksek (harikulâde) bir cennettedir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
In a high Garden
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَـٰغِيَةً
88:11
Where they shall hear no (word) of vanity:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Orada boş bir söz işitmez.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Orada boş söz duymaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Where they hear no idle speech,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
88:12
Therein will be a bubbling spring:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Orada akan bir kaynak,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Orada akan (su) kaynağı vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Wherein is a gushing spring,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
88:13
Therein will be Thrones (of dignity), raised on high,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yükseltilmiş divanlar,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Orada yükseltilmiş tahtlar vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Wherein are couches raised
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
88:14
Goblets placed (ready),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Konulmuş kadehler,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Konulmuş kadehler,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And goblets set at hand
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
88:15
And cushions set in rows,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Dizilmiş koltuklar, yastıklar,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Sıra sıra)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And cushions ranged
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
88:16
And rich carpets (all) spread out.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Serilmiş halılar vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Serilmiş (değerli) halılar (vardır).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And silken carpets spread.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
88:17
Do they not look at the Camels, how they are made?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bakmazlar mı (durup düşünmezler mi) o deveye, nasıl yaratılmış!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Will they not regard the camels, how they are created?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
88:18
And at the Sky, how it is raised high?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bakmazlar mı) göğe, nasıl yükseltilmiş!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the heaven, how it is raised?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
88:19
And at the Mountains, how they are fixed firm?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bakmazlar mı) dağlara, nasıl dikilmişler!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the hills, how they are set up?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
88:20
And at the Earth, how it is spread out?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Bakmazlar mı) yere, nasıl yayılmış!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the earth, how it is spread?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
88:21
Therefore do thou give admonition, for thou art one to admonish.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Gerçeği) hatırlat! Sen sadece (gerçeği) hatırlatıcısın.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Remind them, for thou art but a remembrancer,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
88:22
Thou art not one to manage (men's) affairs.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onların üzerinde bir zorba değilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sen onların üzerinde hiçbir şekilde zorba değilsin.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thou art not at all a warder over them.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
88:23
But if any turn away and reject Allah,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ancak, kim yüz çevirir ve inkâr ederse,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But whoso is averse and disbelieveth,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
88:24
Allah will punish him with a mighty Punishment,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah ona en büyük azap ile azap edecek.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Allah ona en büyük azapla azap eder.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Allah will punish him with direst punishment.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
88:25
For to Us will be their return;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki onların dönüşü sadece bizedir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! unto Us is their return
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
88:26
Then it will be for Us to call them to account.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra da bize hesap verecekler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra onların hesabı da şüphesiz ki sadece bize aittir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And Ours their reckoning.
M. Pickthall · EN · public-domain
Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)