← Sure 27

27:44

قِيلَ لَهَا ٱدْخُلِى ٱلصَّرْحَ ۖ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَن سَاقَيْهَا ۚ قَالَ إِنَّهُۥ صَرْحٌ مُّمَرَّدٌ مِّن قَوَارِيرَ ۗ قَالَتْ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَـٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Kelime kelime

قِيلَ
dendi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قِيلَFiil — mâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهَا
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsim — zamir، 3. tekil dişil
ٱدْخُلِى
gir
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱدْخُلِFiil — emir، 2. tekil dişil
ىİsim — zamir، son ek، 2. tekil dişil
ٱلصَّرْحَ
köşke
İsim
Kök: صرح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
صَّرْحَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsim — zaman zarfı
رَأَتْهُ
(köşkü) görünce
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَتْFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
حَسِبَتْهُ
sandı
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حَسِبَتْFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
لُجَّةً
derin bir su
İsim
Kök: لجج
Dilbilgisi (i'rab)
لُجَّةًİsim — dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَكَشَفَتْ
ve sıvadı
Fiil
Kök: كشف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
كَشَفَتْFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
عَن
bacaklarını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdat — harf-i cer (edat)
سَاقَيْهَا
bacağa
İsim
Kök: سوق
Dilbilgisi (i'rab)
سَاقَيْİsim — eril ikil، mecrûr (genitif)
هَاİsim — zamir، son ek، 3. tekil dişil
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِنَّهُۥ
muhakkak o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
صَرْحٌ
köşk
İsim
Kök: صرح
Dilbilgisi (i'rab)
صَرْحٌİsim — eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّمَرَّدٌ
cilalı
İsim
Kök: مرد
Dilbilgisi (i'rab)
مُّمَرَّدٌİsim — ism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
şeffaf sırçadandır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdat — harf-i cer (edat)
قَوَارِيرَ
billur
İsim
Kök: قرر
Dilbilgisi (i'rab)
قَوَارِيرَİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
قَالَتْ
(Kraliçe) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، merfû (nominatif)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
إِنِّى
ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdat — mansûb (akuzatif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
ظَلَمْتُ
zulmetmişim
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsim — zamir، son ek، 1. tekil
نَفْسِى
kendime
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسِİsim — dişil tekil، merfû (nominatif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
وَأَسْلَمْتُ
ve teslim oldum
Fiil
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
أَسْلَمْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsim — zamir، son ek، 1. tekil
مَعَ
beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsim — mekân zarfı، mansûb (akuzatif)
سُلَيْمَٰنَ
Süleyman'la
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
سُلَيْمَٰنَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
لِلَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
رَبِّ
Rabbi
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsim — eril، mecrûr (genitif)
ٱلْعَٰلَمِينَ
alemlerin
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عَٰلَمِينَİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Ona: "Köşke gir" dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleyman: "Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur" dedi. Melike: "Rabbim! Şüphesiz ben kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ona "köşke gir!" dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti. Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman'ın maiyyetinde, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Belkıs’a) “Saraya gir!” denmişti. O, (zemini) görünce derin bir su var sanmış ve ayaklarını açmıştı (eteğinin ucunu sıvamıştı). (Süleyman) “Bu, billurdan yapılmış bir köşk (zemini)dir” deyince, (Belkıs) şunu söylemişti: “Rabbim! Şüphesiz ki ben (Güneş'e tapmakla) kendime yazık etmişim. Süleyman’la birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

She was asked to enter the lofty Palace: but when she saw it, she thought it was a lake of water, and she (tucked up her skirts), uncovering her legs. He said: "This is but a palace paved smooth with slabs of glass." She said: "O my Lord! I have indeed wronged my soul: I do (now) submit (in Islam), with Solomon, to the Lord of the Worlds."

A. Yusuf Alipublic-domain

Then it was said to her, ‘Enter the hall,’ but when she saw it, she thought it was a deep pool of water, and bared her legs. Solomon explained, ‘It is just a hall paved with glass,’ and she said, ‘My Lord, I have wronged myself: I devote myself, with Solomon, to God, the Lord of the Worlds.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

It was said unto her: Enter the hall. And when she saw it she deemed it a pool and bared her legs. (Solomon) said: Lo! it is a hall, made smooth, of glass. She said: My Lord! Lo! I have wronged myself, and I surrender with Solomon unto Allah, the Lord of the Worlds.

M. Pickthallpublic-domain

She was told, "Enter the palace." But when she saw it, she thought it was a body of water and uncovered her shins [to wade through]. He said, "Indeed, it is a palace [whose floor is] made smooth with glass." She said, "My Lord, indeed I have wronged myself, and I submit with Solomon to Allāh, Lord of the worlds."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قيل لها: ادخلي القصر، وكان صحنه مِن زجاج تحته ماء، فلما رأته ظنته ماء تتردد أمواجه، وكشفت عن ساقيها لتخوض الماء، فقال لها سليمان: إنه صحن أملس من زجاج صاف والماء تحته. فأدركت عظمة ملك سليمان، وقالت: رب إني ظلمت نفسي بما كنت عليه من الشرك، وانقدتُ متابعة لسليمان داخلة في دين رب العالمين أجمعين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?