← Sure 8

8:67

مَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسْرَىٰ حَتَّىٰ يُثْخِنَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلْـَٔاخِرَةَ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Kelime kelime

مَا
yakışmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdat — olumsuzluk
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِنَبِىٍّ
hiçbir peygambere
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
نَبِىٍّİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَن
olmak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdat — masdar bağlacı
يَكُونَ
olmalı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَهُۥٓ
sahibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هُۥٓİsim — zamir، 3. tekil eril
أَسْرَىٰ
esirler
İsim
Kök: أسر
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْرَىٰİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdat — harf-i cer (edat)
يُثْخِنَ
ağır basıncaya
Fiil
Kök: ثخن
Dilbilgisi (i'rab)
يُثْخِنَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdat — harf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsim — dişil، mecrûr (genitif)
تُرِيدُونَ
siz istiyorsunuz
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
تُرِيدُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
عَرَضَ
geçici malını
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَضَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsim — dişil tekil، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَٱللَّهُ
Allah ise
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
يُرِيدُ
istiyor
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْءَاخِرَةَ
ahireti
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةَİsim — dişil tekil، mansûb (akuzatif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsim — özel isim، merfû (nominatif)
عَزِيزٌ
daima üstün
İsim
Kök: عزز
Dilbilgisi (i'rab)
عَزِيزٌİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
حَكِيمٌİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kesin zafere ulaşıp üstün gelmedikçe) esirleri olması layık değildir. Siz dünya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murad eder. Allah azizdir, hakimdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hiçbir peygambere yeryüzünde ağır basıncaya (kesin bir zafere ulaşıncaya) kadar, (yanında) esirler bulundurmak yakışmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is not fitting for a prophet that he should have prisoners of war until he hath thoroughly subdued the land. Ye look for the temporal goods of this world; but Allah looketh to the Hereafter: And Allah is Exalted in might, Wise.

A. Yusuf Alipublic-domain

It is not right for a prophet to take captives before he has conquered the battlefield. You [people] desire the transient goods of this world, but God desires the Hereafter [for you]- God is mighty and wise-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

It is not for any prophet to have captives until he hath made slaughter in the land. Ye desire the lure of this world and Allah desireth (for you) the Hereafter, and Allah is Mighty, Wise.

M. Pickthallpublic-domain

It is not for a prophet to have captives [of war] until he inflicts a massacre [upon Allāh's enemies] in the land. You [i.e., some Muslims] desire the commodities of this world, but Allāh desires [for you] the Hereafter. And Allāh is Exalted in Might and Wise.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لا ينبغي لنبي أن يكون له أسرى مِن أعدائه حتى يبالغ في القتل؛ لإدخال الرعب في قلوبهم ويوطد دعائم الدين، تريدون -يا معشر المسلمين- بأخذكم الفداء من أسرى "بدر" متاع الدنيا، والله يريد إظهار دينه الذي به تدرك الآخرة. والله عزيز لا يُقْهر، حكيم في شرعه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?