← Sure 11

11:66

فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا صَـٰلِحًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍ مِّنَّا وَمِنْ خِزْىِ يَوْمِئِذٍ ۗ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْقَوِىُّ ٱلْعَزِيزُ

Kelime kelime

فَلَمَّا
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsim — zaman zarfı
جَآءَ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَمْرُنَا
emrimiz
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsim — eril، merfû (nominatif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
نَجَّيْنَا
kurtardık
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نَجَّيْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
صَٰلِحًا
Salih'i
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰلِحًاİsim — özel isim، mansûb (akuzatif)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
iman eden(leri)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
مَعَهُۥ
beraberindeki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsim — mekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
بِرَحْمَةٍ
bir rahmetle
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
رَحْمَةٍİsim — dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنَّا
bizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَّEdat — harf-i cer (edat)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
وَمِنْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
مِنْEdat — harf-i cer (edat)
خِزْىِ
aşağılığından
İsim
Kök: خزي
Dilbilgisi (i'rab)
خِزْىِİsim — eril، mecrûr (genitif)
يَوْمِئِذٍ
o günün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمِİsim — zaman zarfı
ئِذٍİsim — zaman zarfı
إِنَّ
muhakkak ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
senin Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsim — eril، mansûb (akuzatif)
كَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsim — zamir، 3. tekil eril
ٱلْقَوِىُّ
güçlüdür
İsim
Kök: قوي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
قَوِىُّİsim — eril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْعَزِيزُ
mutlak üstündür
İsim
Kök: عزز
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عَزِيزُİsim — eril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Buyruğumuz gelince, Salih'i ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak o günün rezilliğinden kurtardık. Doğrusu Rabbin pek kuvvetli ve güçlüdür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne zaman ki, azap emrimiz geldi, Salih'i ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, üstelik o günün perişanlığından da kurtardık. Hiç şüphesiz Rabbin güçlüdür, mutlak üstündür.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Kendilerine azap) emrimiz gelince, Salih’i ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle (helakten) ve o günün rezilliğinden kurtarmıştık. Şüphesiz ki Rabbin kuvvetlidir, güçlüdür.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When Our Decree issued, We saved Salih and those who believed with him, by (special) Grace from Ourselves - and from the Ignominy of that day. For thy Lord - He is the Strong One, and able to enforce His Will.

A. Yusuf Alipublic-domain

this warning will not prove false.’ And so, when Our command was fulfilled, by Our mercy We saved Salih and his fellow believers from the disgrace of that day. [Prophet], it is your Lord who is the Strong, the Mighty One.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So, when Our commandment came to pass, We saved Salih, and those who believed with him, by a mercy from Us, from the ignominy of that day. Lo, thy Lord! He is the Strong, the Mighty.

M. Pickthallpublic-domain

So when Our command came, We saved Ṣāliḥ and those who believed with him, by mercy from Us, and [saved them] from the disgrace of that day. Indeed, it is your Lord who is the Powerful, the Exalted in Might.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما جاء أمرنا بهلاك ثمود نجينا صالحًا والذين آمنوا معه من الهلاك برحمة منا، ونجيناهم من هوان ذلك اليوم وذلَّته. إن ربك -أيها الرسول- هو القوي العزيز، ومِن قوته وعزته أن أهلك الأمم الطاغية، ونجَّى الرسل وأتباعهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?