← Sure 28

28:76

۞ إِنَّ قَـٰرُونَ كَانَ مِن قَوْمِ مُوسَىٰ فَبَغَىٰ عَلَيْهِمْ ۖ وَءَاتَيْنَـٰهُ مِنَ ٱلْكُنُوزِ مَآ إِنَّ مَفَاتِحَهُۥ لَتَنُوٓأُ بِٱلْعُصْبَةِ أُو۟لِى ٱلْقُوَّةِ إِذْ قَالَ لَهُۥ قَوْمُهُۥ لَا تَفْرَحْ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْفَرِحِينَ

Kelime kelime

إِنَّ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
قَٰرُونَ
Karun
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
قَٰرُونَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
كَانَ
idi
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِن
kavminden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
قَوْمِ
kavmi
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsim — eril، mecrûr (genitif)
مُوسَىٰ
Musa'nın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰİsim — özel isim، eril، merfû (nominatif)
فَبَغَىٰ
azgınlık etti
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
بَغَىٰFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمْ
onlara karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
وَءَاتَيْنَٰهُ
ve ona vermiştik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ءَاتَيْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
هُİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
hazinelerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdat — harf-i cer (edat)
ٱلْكُنُوزِ
bir hazine
İsim
Kök: كنز
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
كُنُوزِİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
مَآ
ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsim — ism-i mevsûl
إِنَّ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
مَفَاتِحَهُۥ
onun anahtarları
İsim
Kök: فتح
Dilbilgisi (i'rab)
مَفَاتِحَİsim — eril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
لَتَنُوٓأُ
ağır geliyordu
Fiil
Kök: نوأ
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
تَنُوٓأُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
بِٱلْعُصْبَةِ
bir topluluğa
İsim
Kök: عصب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
عُصْبَةِİsim — dişil، mecrûr (genitif)
أُو۟لِى
sahibi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لِىİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلْقُوَّةِ
kuvvet
İsim
Kök: قوي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
قُوَّةِİsim — dişil، mecrûr (genitif)
إِذْ
hani
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsim — zaman zarfı
قَالَ
demişti ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُۥ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsim — zamir، 3. tekil eril
قَوْمُهُۥ
kavmi
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمُİsim — eril، merfû (nominatif)
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
لَا
şımarma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdat — olumsuzluk
تَفْرَحْ
sevinirler
Fiil
Kök: فرح
Dilbilgisi (i'rab)
تَفْرَحْFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsim — özel isim، mansûb (akuzatif)
لَا
sevmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdat — olumsuzluk
يُحِبُّ
sever
Fiil
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
يُحِبُّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْفَرِحِينَ
şımarıkları
İsim
Kök: فرح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
فَرِحِينَİsim — eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: "Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez" demişlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona demişti ki: "Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki Karun, Musa’nın kavmindendi ve onlara (karşı) azgınlık ediyordu. Biz ona, anahtarlarını (taşımak) güçlü bir topluluğa bile zor gelecek hazineler vermiştik. Hani kavmi ona (Karun’a) şöyle demişti: “Şımarma! Şüphesiz ki Allah şımarıkları sevmez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Qarun was doubtless, of the people of Moses; but he acted insolently towards them: such were the treasures We had bestowed on him that their very keys would have been a burden to a body of strong men, behold, his people said to him: "Exult not, for Allah loveth not those who exult (in riches).

A. Yusuf Alipublic-domain

Qarun was one of Moses’ people, but he oppressed them. We had given him such treasures that even their keys would have weighed down a whole company of strong men. His people said to him, ‘Do not gloat, for God does not like people who gloat.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Now Korah was of Moses' folk, but he oppressed them; and We gave him so much treasure that the stores thereof would verily have been a burden for a troop of mighty men. When his own folk said unto him: Exult not; lo! Allah loveth not the exultant;

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, Qārūn was from the people of Moses, but he tyrannized them. And We gave him of treasures whose keys would burden a band of strong men; thereupon his people said to him, "Do not exult. Indeed, Allāh does not like the exultant.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن قارون كان من قوم موسى -عليه الصلاة والسلام- فتجاوز حدَّه في الكِبْر والتجبر عليهم، وآتينا قارون من كنوز الأموال شيئًا عظيمًا، حتى إنَّ مفاتحه لَيثقل حملها على العدد الكثير من الأقوياء، إذ قال له قومه: لا تبطر فرحًا بما أنت فيه من المال، إن الله لا يحب مِن خلقه البَطِرين الذين لا يشكرون لله تعالى ما أعطاهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?