← Sure 36

36:18

قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ ۖ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

Kelime kelime

قَالُوٓا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّا
doğrusu biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
تَطَيَّرْنَا
uğursuzluğa uğradık
Fiil
Kök: طير
Dilbilgisi (i'rab)
تَطَيَّرْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
بِكُمْ
sizin yüzünüzden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsim — zamir، 2. çoğul eril
لَئِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
ئِنEdat — şart
لَّمْ
vazgeçmezseniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdat — olumsuzluk
تَنتَهُوا۟
vazgeçerseniz
Fiil
Kök: نهي
Dilbilgisi (i'rab)
تَنتَهُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
لَنَرْجُمَنَّكُمْ
sizi mutlaka taşlarız
Fiil
Kök: رجم
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — tekit، ön ek
نَرْجُمَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdat — tekit، son ek
كُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَيَمَسَّنَّكُم
ve size dokunur
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَEdat — tekit، ön ek
يَمَسَّFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdat — tekit، son ek
كُمİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنَّا
bizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَّEdat — harf-i cer (edat)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
عَذَابٌ
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابٌİsim — eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَلِيمٌ
acıklı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمٌİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Şehir halkı) “Sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. (Tebliğden) vazgeçmezseniz, şüphesiz ki sizi kovacağız; elbette bizden size elem verici bir azap dokunacak!” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The (people) said: "for us, we augur an evil omen from you: if ye desist not, we will certainly stone you. And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us."

A. Yusuf Alipublic-domain

but they answered, ‘We think you are an evil omen. If you do not stop, we shall stone you, and inflict a painful torment on you.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(The people of the city) said: We augur ill of you. If ye desist not, we shall surely stone you, and grievous torture will befall you at our hands.

M. Pickthallpublic-domain

They said, "Indeed, we consider you a bad omen. If you do not desist, we will surely stone you, and there will surely touch you, from us, a painful punishment."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال أهل القرية: إنا تَشَاءَمْنا بكم، لئن لم تكُفُّوا عن دعوتكم لنا لنقتلنكم رميًا بالحجارة، وليصيبنكم منَّا عذاب أليم موجع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?