← Sure 39

39:3

أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلْخَالِصُ ۚ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلْفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِى مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ كَـٰذِبٌ كَفَّارٌ

Kelime kelime

أَلَا
iyi bil ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَلَاEdat — ATT
لِلَّهِ
yalnız Allah'ındır
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
ٱلدِّينُ
din
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
دِّينُİsim — eril، merfû (nominatif)
ٱلْخَالِصُ
halis
İsim
Kök: خلص
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
خَالِصُİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
ٱتَّخَذُوا۟
edinen
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّخَذُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
O'ndan başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
دُونِهِۦٓ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsim — mecrûr (genitif)
هِۦٓİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
أَوْلِيَآءَ
dostlar
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْلِيَآءَİsim — eril çoğul، mansûb (akuzatif)
مَا
biz bunlara tapmıyoruz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdat — olumsuzluk
نَعْبُدُهُمْ
kulluk edin
Fiil
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
نَعْبُدُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
dışıda (bir sebeple)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdat — hasr (sınırlama)
لِيُقَرِّبُونَآ
bizi yaklaştırmaları
Fiil
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdat — ta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُقَرِّبُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
نَآİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
إِلَى
Allah'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdat — harf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
زُلْفَىٰٓ
daha yakın
İsim
Kök: زلف
Dilbilgisi (i'rab)
زُلْفَىٰٓİsim — dişil، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsim — özel isim، mansûb (akuzatif)
يَحْكُمُ
hükmünü verecektir
Fiil
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْكُمُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَيْنَهُمْ
onlar arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsim — mekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
ne ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdat — harf-i cer (edat)
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsim — ism-i mevsûl
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsim — zamir، 3. çoğul eril
فِيهِ
onun hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdat — harf-i cer (edat)
هِİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyorlar
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْتَلِفُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّ
şüphesiz ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsim — özel isim، mansûb (akuzatif)
لَا
doğru yola iletmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdat — olumsuzluk
يَهْدِى
iletir
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَهْدِىFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَنْ
olanı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsim — ism-i mevsûl
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsim — zamir، 3. tekil eril
كَٰذِبٌ
yalancı
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَٰذِبٌİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
كَفَّارٌ
nankör
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَّارٌİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz" derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Dikkat edin! Arı duru din yalnızca Allah’a aittir. O’nun peşi sıra dostlar edinenler “Onlara, bizi yalnızca Allah’a biraz daha yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!” (derler). Şüphesiz ki Allah ayrılığa düştükleri şeyler (konusun)da aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Is it not to Allah that sincere devotion is due? But those who take for protectors other than Allah (say): "We only serve them in order that they may bring us nearer to Allah." Truly Allah will judge between them in that wherein they differ. But Allah guides not such as are false and ungrateful.

A. Yusuf Alipublic-domain

true devotion is due to God alone. [As for] those who choose other protectors beside Him, saying, ‘We only worship them because they bring us nearer to God,’ God Himself will judge between them regarding their differences. God does not guide any ungrateful liar.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Surely pure religion is for Allah only. And those who choose protecting friends beside Him (say): We worship them only that they may bring us near unto Allah. Lo! Allah will judge between them concerning that wherein they differ. Lo! Allah guideth not him who is a liar, an ingrate.

M. Pickthallpublic-domain

Unquestionably, for Allāh is the pure religion. And those who take protectors besides Him [say], "We only worship them that they may bring us nearer to Allāh in position." Indeed, Allāh will judge between them concerning that over which they differ. Indeed, Allāh does not guide he who is a liar and [confirmed] disbeliever.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ألا لله وحده الطاعة التامة السالمة من الشرك، والذين أشركوا مع الله غيره واتخذوا من دونه أولياء، قالوا: ما نعبد تلك الآلهة مع الله إلا لتشفع لنا عند الله، وتقربنا عنده منزلة، فكفروا بذلك؛ لأن العبادة والشفاعة لله وحده، إن الله يفصل بين المؤمنين المخلصين والمشركين مع الله غيره يوم القيامة فيما يختلفون فيه من عبادتهم، فيجازي كلا بما يستحق. إن الله لا يوفق للهداية إلى الصراط المستقيم من هو مفترٍ على الله، كَفَّار بآياته وحججه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?