← Sure 45

45:25

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Kelime kelime

وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsim — zaman zarfı
تُتْلَىٰ
okunduğu
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
تُتْلَىٰFiil — muzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
عَلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdat — harf-i cer (edat)
هِمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ءَايَٰتُنَا
ayetlerimiz
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتُİsim — dişil çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
بَيِّنَٰتٍ
açık açık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيِّنَٰتٍİsim — dişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
مَّا
olmamıştır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdat — olumsuzluk
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
حُجَّتَهُمْ
bir delilleri
İsim
Kök: حجج
Dilbilgisi (i'rab)
حُجَّتَİsim — dişil، mansûb (akuzatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّآ
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdat — hasr (sınırlama)
أَن
demelerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdat — masdar bağlacı
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱئْتُوا۟
getirin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱئْتُFiil — emir، 2. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
بِـَٔابَآئِنَآ
babalarımızı
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔابَآئِİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
نَآİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdat — şart
كُنتُمْ
iseniz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiil — mâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsim — zamir، son ek، 2. çoğul eril
صَٰدِقِينَ
doğrular(dan)
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰدِقِينَİsim — ism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: "Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım" demek olur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman; "Eğer sözünüzde doğru iseniz atalarımızı diriltip getirin." demekten başka söylenecek hiçbir delil yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara ayetlerimiz açıkça tilavet edildiğinde (okunup aktarıldığında) “Doğruysanız atalarımızı getirin (de görelim)!” demelerinden başka delilleri yoktur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when Our Clear Signs are rehearsed to them their argument is nothing but this: They say, "Bring (back) our forefathers, if what ye say is true!"

A. Yusuf Alipublic-domain

when Our clear revelations are recited to them, is to say, ‘Bring back our forefathers if what you say is true.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when Our clear revelations are recited unto them their only argument is that they say: Bring (back) our fathers. then, if ye are truthful.

M. Pickthallpublic-domain

And when Our verses are recited to them as clear evidences, their argument is only that they say, "Bring [back] our forefathers, if you should be truthful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إذا تتلى على هؤلاء المشركين المكذبين بالبعث آياتنا واضحات، لم يكن لهم حجة إلا قولهم للرسول محمد: أحْي أنت والمؤمنون معك آباءنا الذين قد هلكوا، إن كنتم صادقين فيما تقولون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?