İddia: "Kuran 'Allah dileyeni saptırır' der (14:4). Saptıran O ise, insanın günahından söz edilemez; bu hem adaletsiz hem çelişkilidir."
"Saptırma" keyfî değil, sonuçtur
Kuran, bu saptırmanın kimin için olduğunu söyler:
- Allah örnekle "ancak fâsıkları (yoldan çıkmışları) saptırır." (2:26) — yani saptırma, tercihinin sonucu olarak gelir, keyfî değildir.
- İnsanın gerçek seçimi vurgulanır: "Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin." (18:29)
- "Biz ona yolu gösterdik; ya şükreder ya nankör (olur)." (76:3)
- Ve Allah küfre razı olmaz: "O, kullarının küfrüne razı olmaz." (39:7) — yani sapmayı istemez/onaylamaz.
Dürüst sınır
Kuran hem ilahî egemenliği (her şey O'nun dilemesiyle) hem insanın sorumluluğunu (seçim ve hesap) birlikte tutar. Bu ikisini nasıl bağdaştıracağın — cebir mi, tam özgür irade mi, ikisinin ortası mı — kelâmda asırlık bir tartışmadır ve farklı okullar (Cebriyye, Mu'tezile, Eş'arî/Mâtürîdî) farklı okur. Biz tek okulu dayatmıyoruz; ama "saptırır" ayetlerini, özgür seçim ve 'küfre razı olmaz' ayetleriyle birlikte okumak, "adaletsiz/çelişkili" iddiasını zorunlu olmaktan çıkarır.
Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). Metin/yorum ayrımıyla, abartısız ve saygılı sunulur.