← Sure 18

18:21

وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَـٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ ۖ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَـٰنًا ۖ رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ ۚ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا

Kelime kelime

وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
Edat
أَعْثَرْنَا
buldurduk
Fiil
Kök: عثر
عَلَيْهِمْ
onları
Edat
لِيَعْلَمُوٓا۟
bilsinler diye
Fiil
Kök: علم
أَنَّ
şüphesiz
Edat
وَعْدَ
va'dinin
İsim
Kök: وعد
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
حَقٌّ
gerçek olduğunu
İsim
Kök: حقق
وَأَنَّ
ve şüphesiz
Edat
ٱلسَّاعَةَ
saatin(geleceğinde)
İsim
Kök: سوع
لَا
asla olmadığını
Edat
رَيْبَ
şüphe
İsim
Kök: ريب
فِيهَآ
onda
Edat
إِذْ
o sırada
İsim
يَتَنَٰزَعُونَ
tartışıyorlardı
Fiil
Kök: نزع
بَيْنَهُمْ
kendi aralarında
İsim
Kök: بين
أَمْرَهُمْ
onların durumlarını
İsim
Kök: أمر
فَقَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
ٱبْنُوا۟
bina edin
Fiil
Kök: بني
عَلَيْهِم
onların üstüne
Edat
بُنْيَٰنًا
bir bina
İsim
Kök: بني
رَّبُّهُمْ
Rableri
İsim
Kök: ربب
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
İsim
Kök: علم
بِهِمْ
onları
Edat
قَالَ
dediler ki
Fiil
Kök: قول
ٱلَّذِينَ
gâlip gelenler
İsim
غَلَبُوا۟
yenerler
Fiil
Kök: غلب
عَلَىٰٓ
onların işine
Edat
أَمْرِهِمْ
işlerinin
İsim
Kök: أمر
لَنَتَّخِذَنَّ
mutlaka yapacağız
Fiil
Kök: أخذ
عَلَيْهِم
onların üstüne
Edat
مَّسْجِدًا
bir mescid
İsim
Kök: سجد

Meal

Thus did We make their case known to the people, that they might know that the promise of Allah is true, and that there can be no doubt about the Hour of Judgment. Behold, they dispute among themselves as to their affair. (Some) said, "Construct a building over them": Their Lord knows best about them: those who prevailed over their affair said, "Let us surely build a place of worship over them."

A. Yusuf Ali · EN · public-domain

Böylece insanları onlardan haberdar kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyamet gününden şüphe edilemeyeceğini bildirmek için, öylece şehir halkına buldurduk. Onları mağarada bulanlar, aralarında durumlarını tartışıyorlardı. Dedilerki: "Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onları daha iyi bilir." Sözlerinde üstün gelen müminler: "Üzerlerine muhakkak bir mescid yapacağız." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

Böylece (insanları) onlardan haberdar etmiştik ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve o (Son) Saat’te şüphe olmadığını bilsinler. Hani aralarında onların durumunu tartışıyor ve şöyle diyorlardı: “Üzerlerine bir bina yapın! Rableri onları çok iyi bilendir.” Onların durumunu bilenler ise “Biz elbette onların üzerlerine (yanlarına) bir mescit yapacağız” demişlerdi.

Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

And in like manner We disclosed them (to the people of the city) that they might know that the promise of Allah is true, and that, as for the Hour, there is no doubt concerning it. When (the people of the city) disputed of their case among themselves, they said: Build over them a building; their Lord knoweth best concerning them. Those who won their point said: We verily shall build a place of worship over them.

M. Pickthall · EN · public-domain