← Sure 20

20:94

قَالَ يَبْنَؤُمَّ لَا تَأْخُذْ بِلِحْيَتِى وَلَا بِرَأْسِىٓ ۖ إِنِّى خَشِيتُ أَن تَقُولَ فَرَّقْتَ بَيْنَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَلَمْ تَرْقُبْ قَوْلِى

Kelime kelime

قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَبْنَؤُمَّ
(ey) anamın oğlu
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
يَEdat — nidâ، ön ek
بْنَİsim — eril، mansûb (akuzatif)
ؤُمَّİsim — dişil tekil، mecrûr (genitif)
İsim — zamir، son ek، 1. tekil
لَا
tutma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdat — nehiy (yasaklama)
تَأْخُذْ
biz almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْخُذْFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
بِلِحْيَتِى
sakalımı
İsim
Kök: لحي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
لِحْيَتِİsim — dişil، mecrûr (genitif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَاEdat — olumsuzluk
بِرَأْسِىٓ
başımı
İsim
Kök: رأس
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
رَأْسِİsim — eril، mecrûr (genitif)
ىٓİsim — zamir، son ek، 1. tekil
إِنِّى
muhakkak ki ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdat — mansûb (akuzatif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil
خَشِيتُ
korktum
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
خَشِيFiil — mâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsim — zamir، son ek، 1. tekil
أَن
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdat — masdar bağlacı
تَقُولَ
diyeceksin
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُولَFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
فَرَّقْتَ
ayrılık çıkardın
Fiil
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
فَرَّقْFiil — mâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
بَيْنَ
arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsim — mekân zarfı، mansûb (akuzatif)
بَنِىٓ
oğulları
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
بَنِىٓİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِسْرَٰٓءِيلَİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
وَلَمْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لَمْEdat — olumsuzluk
تَرْقُبْ
tutmadın
Fiil
Kök: رقب
Dilbilgisi (i'rab)
تَرْقُبْFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
قَوْلِى
sözümü
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلِİsim — masdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
ىİsim — zamir، son ek، 1. tekil

Meal

TR

Harun: "Ey Annemoğlu! Saçımdan sakalımdan tutma; doğrusu İsrailoğulları arasına ayrılık koydun, sözüme bakmadın demenden korktum" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Harun) şöyle demişti: “Ey annemin oğlu! Saçıma, sakalıma yapışma! Şüphesiz ki ben senin ‘İsrailoğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!’ demenden korktum.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Aaron) replied: "O son of my mother! Seize (me) not by my beard nor by (the hair of) my head! Truly I feared lest thou shouldst say, 'Thou has caused a division among the children of Israel, and thou didst not respect my word!'"

A. Yusuf Alipublic-domain

He said, ‘Son of my mother- let go of my beard and my hair!- I was afraid you would say, “You have caused division among the children of Israel and have not heeded what I said.”’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said: O son of my mother! Clutch not my beard nor my head! I feared lest thou shouldst say: Thou hast caused division among the Children of Israel, and hast not waited for my word.

M. Pickthallpublic-domain

[Aaron] said, "O son of my mother, do not seize [me] by my beard or by my head. Indeed, I feared that you would say, 'You caused division among the Children of Israel, and you did not observe [or await] my word.'"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم أخذ موسى بلحية هارون ورأسه يجرُّه إليه، فقال له هارون: يا ابن أمي لا تمسك بلحيتي ولا بشعر رأسي، إني خفتُ - إن تركتهم ولحقت بك - أن تقول: فرَّقت بين بني إسرائيل، ولم تحفظ وصيتي بحسن رعايتهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution