80.Abese
عبسMekke · 42 ayet
- 1
عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
80:1
(The Prophet) frowned and turned away,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He frowned and turned away
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
80:2
Because there came to him the blind man (interrupting).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendisine âmâ geldi, diye.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. ‘Abese 80:1-2
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Because the blind man came unto him.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
80:3
But what could tell thee but that perchance he might grow (in spiritual understanding)?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
What could inform thee but that he might grow (in grace)
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
80:4
Or that he might receive admonition, and the teaching might profit him?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! ‘Abese 80:3-4
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Or take heed and so the reminder might avail him?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
80:5
As to one who regards Himself as self-sufficient,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
As for him who thinketh himself independent,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
80:6
To him dost thou attend;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sen ona yöneliyorsun.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun. ‘Abese 80:5-6
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Unto him thou payest regard.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
80:7
Though it is no blame to thee if he grow not (in spiritual understanding).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onun temizlenmemesinden sana ne?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Oysa) onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Yet it is not thy concern if he grow not (in grace).
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
80:8
But as to him who came to thee striving earnestly,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama sana can atarak gelen,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Fakat Allah’a) saygı ile koşarak sana gelenle (görme engelli ile) ilgilenmiyorsun.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But as for him who cometh unto thee with earnest purpose
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
وَهُوَ يَخْشَىٰ
80:9
And with fear (in his heart),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah'tan korkarak gelmişken,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Fakat Allah’a) saygı ile koşarak sana gelenle (görme engelli ile) ilgilenmiyorsun. ‘Abese 80:8-10
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And hath fear,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
80:10
Of him wast thou unmindful.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Fakat Allah’a) saygı ile koşarak sana gelenle (görme engelli ile) ilgilenmiyorsun. ‘Abese 80:8-10
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
From him thou art distracted.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
80:11
By no means (should it be so)! For it is indeed a Message of instruction:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Şüphesiz ki bunlar, (gerçeği) hatırlatmadır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but verily it is an Admonishment,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
80:12
Therefore let whoso will, keep it in remembrance.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Artık dileyen onu düşünür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Dileyen onu (Kur’an’ı) hatırlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So let whosoever will pay heed to it,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
80:13
(It is) in Books held (greatly) in honour,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, değerli sahifelerdedir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Kur’an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On honoured leaves
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ
80:14
Exalted (in dignity), kept pure and holy,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Kur’an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir. ‘Abese 80:13-16
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Exalted, purified,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
بِأَيْدِى سَفَرَةٍ
80:15
(Written) by the hands of scribes-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yazıcıların ellerindedir,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Kur’an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir. ‘Abese 80:13-16
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Set down) by scribes
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ
80:16
Honourable and Pious and Just.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Değerli, iyi yazıcıların.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Kur’an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir. ‘Abese 80:13-16
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Noble and righteous.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
80:17
Woe to man! What hath made him reject Allah;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O kahrolası insan, ne nankör şey.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kahrolası o insan ne kadar da nankördür!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Man is (self-)destroyed: how ungrateful!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
80:18
From what stuff hath He created him?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O yaratan onu hangi şeyden yarattı?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Allah) onu hangi şeyden yarattı (bir düşünse ya)?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
From what thing doth He create him?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
80:19
From a sperm-drop: He hath created him, and then mouldeth him in due proportions;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bir nutfeden (zigottan) yaratıp ona şekil verir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
From a drop of seed. He createth him and proportioneth him,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
80:20
Then doth He make His path smooth for him;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra ona yolu kolaylaştırır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then maketh the way easy for him,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
80:21
Then He causeth him to die, and putteth him in his grave;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Daha sonra onu öldürüp kabre koydurur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then causeth him to die, and burieth him;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
80:22
Then, when it is His Will, He will raise him up (again).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra (en sonunda) dilediği zaman onu yeniden diriltir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then, when He will, He bringeth him again to life.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
80:23
By no means hath he fulfilled what Allah hath commanded him.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gerçek şu ki (insan, Allah’ın) ona emrettiğini yerine getirmedi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but (man) hath not done what He commanded him.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
80:24
Then let man look at his food, (and how We provide it):
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bir de o insan yiyeceğine baksın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bu insan, yiyeceğine bir baksın!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Let man consider his food:
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا
80:25
For that We pour forth water in abundance,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz o suyu bol bol döktük.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Suyu bolca indirdik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
How We pour water in showers
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا
80:26
And We split the earth in fragments,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra toprağı nasıl da yardık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra toprağı yardıkça yardık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then split the earth in clefts
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
80:27
And produce therein corn,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bu suretle orada ekinler bitirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Orada (toprakta) taneler yetiştirdik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And cause the grain to grow therein
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
وَعِنَبًا وَقَضْبًا
80:28
And Grapes and nutritious plants,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Üzümler, yoncalar,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Üzüm ve sebze,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And grapes and green fodder
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
80:29
And Olives and Dates,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Zeytinlikler, hurmalıklar,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Zeytin ve hurma,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And olive-trees and palm-trees
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
وَحَدَآئِقَ غُلْبًا
80:30
And enclosed Gardens, dense with lofty trees,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İri ve sık ağaçlı bahçeler,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Gür (ağaçlı)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And garden-closes of thick foliage
M. Pickthall · EN · public-domain
- 31
وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا
80:31
And fruits and fodder,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Meyveler, çayırlar bitirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Meyve ve çayır (nice bitkiler),
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And fruits and grasses:
M. Pickthall · EN · public-domain
- 32
مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ
80:32
For use and convenience to you and your cattle.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yaptık).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Provision for you and your cattle.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 33
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
80:33
At length, when there comes the Deafening Noise,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kulakları sağır eden o ses geldiği zaman,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But when the Shout cometh
M. Pickthall · EN · public-domain
- 34
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
80:34
That Day shall a man flee from his own brother,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün kişi kaçar, kardeşinden...
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On the day when a man fleeth from his brother
M. Pickthall · EN · public-domain
- 35
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
80:35
And from his mother and his father,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Anasından, babasından..
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar. ‘Abese 80:34-36
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And his mother and his father
M. Pickthall · EN · public-domain
- 36
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
80:36
And from his wife and his children.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Eşinden ve oğullarından.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar. ‘Abese 80:34-36
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And his wife and his children,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 37
لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
80:37
Each one of them, that Day, will have enough concern (of his own) to make him indifferent to the others.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Çünkü) o gün, her kişinin kendisine yetecek bir işi olacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Every man that day will have concern enough to make him heedless (of others).
M. Pickthall · EN · public-domain
- 38
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
80:38
Some faces that Day will be beaming,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüzler var ki, o gün parıl parıl,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün bazı yüzler aydınlıktır (adeta ışık saçar).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On that day faces will be bright as dawn,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 39
ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
80:39
Laughing, rejoicing.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Güler, sevinir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Onlar) güler, müjdeyle sevinir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Laughing, rejoicing at good news;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 40
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
80:40
And other faces that Day will be dust-stained,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün bazı yüzlerde de toz (hüzün) vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And other faces, on that day, with dust upon them,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 41
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
80:41
Blackness will cover them:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onları karanlık bürümüş,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Onları âdeta) karanlık kaplamıştır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Veiled in darkness,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 42
أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
80:42
Such will be the Rejecters of Allah, the doers of iniquity.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İşte onlar -evet onlar- kâfirlerdir, (doğru yoldan) sapanlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Those are the disbelievers, the wicked.
M. Pickthall · EN · public-domain
Arapça metin kaynağı: Quran.com API v4 (public-domain)