← Sure 3

3:21

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

Kelime kelime

إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdat — mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
يَكْفُرُونَ
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
يَكْفُرُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِـَٔايَٰتِ
ayetlerini
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsim — dişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsim — özel isim، mecrûr (genitif)
وَيَقْتُلُونَ
ve öldürenler
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
يَقْتُلُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلنَّبِيِّۦنَ
peygamberleri
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
نَّبِيِّۦنَİsim — eril çoğul، mansûb (akuzatif)
بِغَيْرِ
olmaksızın
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
غَيْرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
حَقٍّ
hak
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقٍّİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَيَقْتُلُونَ
ve öldürenler (var ya)
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
يَقْتُلُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلَّذِينَ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsim — ism-i mevsûl، eril çoğul
يَأْمُرُونَ
emreden
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْمُرُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْقِسْطِ
adaletle
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
قِسْطِİsim — eril، mecrûr (genitif)
مِنَ
arasında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdat — harf-i cer (edat)
ٱلنَّاسِ
insanlar
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdat — marife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
فَبَشِّرْهُم
onlara müjdele
Fiil
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
بَشِّرْFiil — emir، 2. tekil eril
هُمİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِعَذَابٍ
bir azabı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
عَذَابٍİsim — eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَلِيمٍ
acı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمٍİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Allah'ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunlarıacıklı bir azapla müjdele!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki Allah’ın ayetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberleri öldürenler ve adaleti emredenleri öldürenler (var ya), onlara elem verici bir azabı müjdele!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

As to those who deny the Signs of Allah and in defiance of right, slay the prophets, and slay those who teach just dealing with mankind, announce to them a grievous penalty.

A. Yusuf Alipublic-domain

Give news of agonizing torment to those who ignore God’s revelations, who unjustifiably kill prophets, who kill those who command that justice is done:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! those who disbelieve the revelations of Allah, and slay the prophets wrongfully, and slay those of mankind who enjoin equity: promise them a painful doom.

M. Pickthallpublic-domain

Those who disbelieve in the signs of Allāh and kill the prophets without right and kill those who order justice from among the people - give them tidings of a painful punishment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن الذين يجحدون بالدلائل الواضحة وما جاء به المرسلون، ويقتلون أنبياء الله ظلمًا بغير حق، ويقتلون الذين يأمرون بالعدل واتباع طريق الأنبياء، فبشِّرهم بعذاب موجع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?