70.Meâric
المعارجMekke · 44 ayet
- 1
سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
70:1
A questioner asked about a Penalty to befall-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bir isteyen, olacak azabı istedi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Soran biri gerçekleşecek azabı sordu.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
A questioner questioned concerning the doom about to fall
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
لِّلْكَـٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ
70:2
The Unbelievers, the which there is none to ward off,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kâfirler için onu savacak yok.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kâfirler için, o azabı savacak (kimse) yoktur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Upon the disbelievers, which none can repel,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
70:3
(A Penalty) from Allah, Lord of the Ways of Ascent.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, derece ve makamların sahibi Allah'tandır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O (azap), yüksek makamların sahibi Allah’tandır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
From Allah, Lord of the Ascending Stairways
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
تَعْرُجُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
70:4
The angels and the spirit ascend unto him in a Day the measure whereof is (as) fifty thousand years:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Melekler ve ruh(lar), miktarı elli bin sene olan bir günde O’na yükselir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(Whereby) the angels and the Spirit ascend unto Him in a Day whereof the span is fifty thousand years.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
70:5
Therefore do thou hold Patience,- a Patience of beautiful (contentment).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O halde güzel bir sabır ile sabret.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sen güzelce sabret!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But be patient (O Muhammad) with a patience fair to see.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا
70:6
They see the (Day) indeed as a far-off (event):
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü onlar onu uzak görürler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki onlar, o (hesabı) uzak (ihtimal) görüyorlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! they behold it afar off
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا
70:7
But We see it (quite) near.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz ise onu yakın görüyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Biz ise onu yakın görmekteyiz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
While we behold it nigh:
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
70:8
The Day that the sky will be like molten brass,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün gök erimiş bir maden gibi olur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün gök, erimiş maden gibi olur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The day when the sky will become as molten copper,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
70:9
And the mountains will be like wool,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Dağlar, (yayılmış) yün gibi bir hâl alır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the hills become as flakes of wool,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
70:10
And no friend will ask after a friend,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Dost dostun halini soramaz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hiçbir dost da dostu(nu) soramaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And no familiar friend will ask a question of his friend
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
70:11
Though they will be put in sight of each other,- the sinner's desire will be: Would that he could redeem himself from the Penalty of that Day by (sacrificing) his children,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Birbirlerine gösterileceklerdir. O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Though they will be given sight of them. The guilty man will long to be able to ransom himself from the punishment of that day at the price of his children
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
70:12
His wife and his brother,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Eşini ve kardeşini,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Birbirlerine gösterileceklerdir. O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. Me‘âric 70:11-14
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And his spouse and his brother
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
70:13
His kindred who sheltered him,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Birbirlerine gösterileceklerdir. O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. Me‘âric 70:11-14
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And his kin that harboured him
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
70:14
And all, all that is on earth,- so it could deliver him:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Birbirlerine gösterileceklerdir. O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. Me‘âric 70:11-14
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And all that are in the earth, if then it might deliver him.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
70:15
By no means! for it would be the Fire of Hell!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır, o alevlenen bir ateştir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Şüphesiz ki o (cehennem), derileri kavurup soyan alevli bir ateştir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But nay! for lo! it is the fire of hell
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ
70:16
Plucking out (his being) right to the skull!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Derileri kavurur, soyar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Şüphesiz ki o (cehennem), derileri kavurup soyan alevli bir ateştir. Me‘âric 70:15-16
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Eager to roast;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
70:17
Inviting (all) such as turn their backs and turn away their faces (from the Right).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çağırır, sırtını dönüp gideni,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Arkasını dönüp yüz çevireni ve (mal) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağıracaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
It calleth him who turned and fled (from truth),
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
70:18
And collect (wealth) and hide it (from use)!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Mal toplayıp kasada yığanı,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Arkasını dönüp yüz çevireni ve (mal) toplayıp yığan kimseyi (kendine) çağıracaktır. Me‘âric 70:17-18
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And hoarded (wealth) and withheld it.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
۞ إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
70:19
Truly man was created very impatient;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki insan çok hırslı yaratılmıştır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! man was created anxious,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
70:20
Fretful when evil touches him;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Başına bir kötülük geldiğinde çok sızlanır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Fretful when evil befalleth him
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
70:21
And niggardly when good reaches him;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bir hayra (zenginliğe) ulaşınca da çok cimri kesilir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And, when good befalleth him, grudging;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
70:22
Not so those devoted to Prayer;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ancak salât edenler (Allah'a destek olanlar) hariç!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Save worshippers.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
70:23
Those who remain steadfast to their prayer;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar salâtında (Allah'a desteklerinde) devamlı olanlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Who are constant at their worship
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
70:24
And those in whose wealth is a recognised right.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onların mallarında belli bir hak vardır,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And in whose wealth there is a right acknowledged
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
70:25
For the (needy) who asks and him who is prevented (for some reason from asking);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen(ler) için bilinen bir hak bulunanlardır. Me‘âric 70:24-25
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For the beggar and the destitute;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
70:26
And those who hold to the truth of the Day of Judgment;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar hesap gününe inananlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And those who believe in the Day of Judgment,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
70:27
And those who fear the displeasure of their Lord,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Rablerinin azabından korkarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar Rablerinin azabından korkanlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And those who are fearful of their Lord's doom -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
70:28
For their Lord's displeasure is the opposite of Peace and Tranquillity;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki Rablerinin azabı(na karşı) güvende olunamaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! the doom of their Lord is that before which none can feel secure -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَـٰفِظُونَ
70:29
And those who guard their chastity,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar ki ırzlarını korurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar namuslarını koruyanlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And those who preserve their chastity
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
70:30
Except with their wives and the (captives) whom their right hands possess,- for (then) they are not to be blamed,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ancak eşleri yani (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları kişiler hariç.Şüphesiz ki onlar, (eşleriyle ilişkilerinde) kınanmazlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Save with their wives and those whom their right hands possess, for thus they are not blameworthy;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 31
فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
70:31
But those who trespass beyond this are transgressors;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bundan öteye (geçmek) isteyenler ise haddini aşanların ta kendileridir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But whoso seeketh more than that, those are they who are transgressors;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 32
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
70:32
And those who respect their trusts and covenants;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar emanetlerine ve sözlerine uyanlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And those who keep their pledges and their covenant,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
70:33
And those who stand firm in their testimonies;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şahitliklerinde dürüsttürler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar şahitliklerini yerine getirenlerdir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And those who stand by their testimony
M. Pickthall · EN · public-domain
- 34
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
70:34
And those who guard (the sacredness) of their worship;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Namazlarına devam ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar salâtını (Allah'a desteklerini) koruyanlardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And those who are attentive at their worship.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 35
أُو۟لَـٰٓئِكَ فِى جَنَّـٰتٍ مُّكْرَمُونَ
70:35
Such will be the honoured ones in the Gardens (of Bliss).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İşte onlar cennetlerde ağırlanacaklardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
These will dwell in Gardens, honoured.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 36
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
70:36
Now what is the matter with the Unbelievers that they rush madly before thee-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar:
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kâfir olanlara ne oluyor ki sağdan ve soldan bölük bölük sana doğru boyunlarını uzatıyorlar!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
What aileth those who disbelieve, that they keep staring toward thee (O Muhammad), open-eyed,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 37
عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
70:37
From the right and from the left, in crowds?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sağdan ve soldan bölük bölük.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kâfir olanlara ne oluyor ki sağdan ve soldan bölük bölük sana doğru boyunlarını uzatıyorlar! Me‘âric 70:36-37
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On the right and on the left, in groups?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 38
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
70:38
Does every man of them long to enter the Garden of Bliss?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlardan her bir kişi nimet cennetine konulacağını mı umuyor!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Doth every man among them hope to enter the Garden of Delight?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 39
كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
70:39
By no means! For We have created them out of the (base matter) they know!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Şüphesiz ki biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, verily. Lo! We created them from what they know.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 40
فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَـٰرِقِ وَٱلْمَغَـٰرِبِ إِنَّا لَقَـٰدِرُونَ
70:40
Now I do call to witness the Lord of all points in the East and the West that We can certainly-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Artık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve biz asla geçilebilenler değiliz (bize kimse engel olamaz).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But nay! I swear by the Lord of the rising-places and the setting-places of the planets that We verily are Able
M. Pickthall · EN · public-domain
- 41
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
70:41
Substitute for them better (men) than they; And We are not to be defeated (in Our Plan).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve biz asla geçilebilenler değiliz (bize kimse engel olamaz). Me‘âric 70:40-41
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
To replace them by (others) better than them. And we are not to be outrun.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 42
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
70:42
So leave them to plunge in vain talk and play about, until they encounter that Day of theirs which they have been promised!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sen onları (şimdilik) bırak da kendilerine vadedilen günlerine kavuşuncaya kadar (boş işlere) dalsınlar, oynasınlar!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So let them chat and play until they meet their Day which they are promised,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ
70:43
The Day whereon they will issue from their sepulchres in sudden haste as if they were rushing to a goal-post (fixed for them),-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün onlar sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (perişanlıktan) yıkılmış bir hâlde mezarlar(ın)dan hızla çıkacaklar. İşte bu kendilerine vadedilmiş gündür!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The day when they come forth from the graves in haste, as racing to a goal,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 44
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
70:44
Their eyes lowered in dejection,- ignominy covering them (all over)! such is the Day the which they are promised!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün onlar sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (perişanlıktan) yıkılmış bir hâlde mezarlar(ın)dan hızla çıkacaklar. İşte bu kendilerine vadedilmiş gündür! Me‘âric 70:43-44
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
With eyes aghast, abasement stupefying them: Such is the Day which they are promised.
M. Pickthall · EN · public-domain
Arapça metin kaynağı: Quran.com API v4 (public-domain)