← Sure 10

10:47

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولٌ ۖ فَإِذَا جَآءَ رَسُولُهُمْ قُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Kelime kelime

وَلِكُلِّ
ve hepsi için vardır
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
لِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsim — eril، mecrûr (genitif)
أُمَّةٍ
ümmetin
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsim — dişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
رَّسُولٌ
bir peygamberi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَّسُولٌİsim — eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsim — zaman zarfı
جَآءَ
geldiğinde
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَسُولُهُمْ
Peygamberleri
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولُİsim — eril، merfû (nominatif)
هُمْİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
قُضِىَ
hükmedilir
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
قُضِىَFiil — mâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بَيْنَهُم
aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsim — mekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْقِسْطِ
adaletle
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
قِسْطِİsim — eril، mecrûr (genitif)
وَهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
هُمْİsim — zamir، 3. çoğul eril
لَا
haksızlığa uğratılmazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdat — olumsuzluk
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يُظْلَمُFiil — muzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiğinde aralarında adaletle hüküm verilmiş olur. Onların hakları yenmez.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Her ümmetin bir peygamberi vardır. O peygamberleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar hiç zulüm görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Her ümmetin bir elçisi vardır. Elçileri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlara haksızlık edilmez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

To every people (was sent) a messenger: when their messenger comes (before them), the matter will be judged between them with justice, and they will not be wronged.

A. Yusuf Alipublic-domain

Every community is sent a mes-senger, and when their messenger comes, they will be judged justly; they will not be wronged.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And for every nation there is a messenger. And when their messenger cometh (on the Day of Judgment) it will be judged between them fairly, and they will not be wronged.

M. Pickthallpublic-domain

And for every nation is a messenger. So when their messenger comes, it will be judged between them in justice, and they will not be wronged.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولكل أمة خَلَتْ قبلكم -أيها الناس- رسول أرسلتُه إليهم، كما أرسلت محمدًا إليكم يدعو إلى دين الله وطاعته، فإذا جاء رسولهم في الآخرة قُضِيَ حينئذ بينهم بالعدل، وهم لا يُظلمون مِن جزاء أعمالهم شيئًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?