← Sure 18

18:65

فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَـٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَـٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا

Kelime kelime

فَوَجَدَا
ve buldular
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
وَجَدَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsim — zamir، son ek، 3. ikil eril
عَبْدًا
bir kul
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عَبْدًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْ
kullarımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdat — harf-i cer (edat)
عِبَادِنَآ
kullarının
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادِİsim — eril çoğul، mecrûr (genitif)
نَآİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
ءَاتَيْنَٰهُ
biz ona vermiştik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
هُİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
رَحْمَةً
bir rahmet
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَحْمَةًİsim — dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْ
katımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdat — harf-i cer (edat)
عِندِنَا
yanında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندِİsim — mecrûr (genitif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
وَعَلَّمْنَٰهُ
ve ona öğretmiştik
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
عَلَّمْFiil — mâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
هُİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
katımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
لَّدُنَّا
bizi
İsim
Kök: لدن
Dilbilgisi (i'rab)
لَّدُنَّİsim — mecrûr (genitif)
اİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
عِلْمًا
bir ilim
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Bu arada ikisi katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Derken), kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve ona tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul bulmuşlardı.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So they found one of Our servants, on whom We had bestowed Mercy from Ourselves and whom We had taught knowledge from Our own Presence.

A. Yusuf Alipublic-domain

and found one of Our servants- a man to whom We had granted Our mercy and whom We had given knowledge of Our own.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then found they one of Our slaves, unto whom We had given mercy from Us, and had taught him knowledge from Our presence.

M. Pickthallpublic-domain

And they found a servant from among Our servants [i.e., al-Khiḍr] to whom We had given mercy from Us and had taught him from Us a [certain] knowledge.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فوجدا هناك عبدًا صالحًا من عبادنا هو الخَضِر عليه السلام -وهو نبي من أنبياء الله توفاه الله-، آتيناه رحمة من عندنا، وعَلَّمْناه مِن لدنَّا علمًا عظيمًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?