← Sure 18

18:74

فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَـٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا

Kelime kelime

فَٱنطَلَقَا
yine yürüdüler
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱنطَلَقَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsim — zamir، son ek، 3. ikil eril
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdat — ibtidâ
إِذَا
rastladılar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsim — zaman zarfı
لَقِيَا
karşılaştığınız
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لَقِيَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsim — zamir، son ek، 3. ikil eril
غُلَٰمًا
bir çocuğa
İsim
Kök: غلم
Dilbilgisi (i'rab)
غُلَٰمًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَقَتَلَهُۥ
hemen onu öldürdü
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — isti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَتَلَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsim — zamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
(Musa) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَقَتَلْتَ
mı katlettin?
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsim — soru، ön ek
قَتَلْFiil — mâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
نَفْسًا
bir canı
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسًاİsim — dişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
زَكِيَّةًۢ
tertemiz
İsim
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
زَكِيَّةًۢİsim — dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بِغَيْرِ
karşılığı olmadan
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
غَيْرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
نَفْسٍ
bir can
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسٍİsim — dişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّقَدْ
doğrusu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdat — tekit، ön ek
قَدْEdat — tahkik (kad)
جِئْتَ
sen yaptın
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جِئْFiil — mâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
شَيْـًٔا
bir iş
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
نُّكْرًا
çirkin
İsim
Kök: نكر
Dilbilgisi (i'rab)
نُّكْرًاİsim — eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: "Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü. Musa: "Kısas olmadan masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu sen çok fena bir şey yaptın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yeniden) yola çıkmışlardı. Sonunda bir erkek çocuğa rastladıklarında (melek) onu hemen öldürmüştü. (Musa) şöyle demişti: “Tertemiz (suçsuz) bir canı, bir can karşılığı olmaksızın öldürdün, öyle mi? Şüphesiz ki sen fena bir şey yaptın!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then they proceeded: until, when they met a young man, he slew him. Moses said: "Hast thou slain an innocent person who had slain none? Truly a foul (unheard of) thing hast thou done!"

A. Yusuf Alipublic-domain

And so they travelled on. Then, when they met a young boy and the man killed him, Moses said, ‘How could you kill an innocent person? He has not killed anyone! What a terrible thing to do!’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So they twain journeyed on till, when they met a lad, he slew him. (Moses) said: What! Hast thou slain an innocent soul who hath slain no man? Verily thou hast done a horrid thing.

M. Pickthallpublic-domain

So they set out, until when they met a boy, he [i.e., al-Khiḍr] killed him. [Moses] said, "Have you killed a pure soul for other than [having killed] a soul? You have certainly done a deplorable thing."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فقبل الخَضِر عذره، ثم خرجا من السفينة، فبينما هما يمشيان على الساحل إذ أبصرا غلامًا يلعب مع الغلمان، فقتله الخَضِر، فأنكر موسى عليه وقال: كيف قتلت نفسًا طاهرة لم تبلغ حدَّ التكليف، ولم تقتل نفسًا، حتى تستحق القتل بها؟ لقد فَعَلْتَ أمرًا منكرًا عظيمًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?