90.البلد
البلدمكية · 20 آية
- 1
لَآ أُقْسِمُ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ
90:1
I do call to witness this City;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Andolsun bu beldeye
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır bu şehre (Mekke’ye) yemin ederim.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, I swear by this city -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَـٰذَا ٱلْبَلَدِ
90:2
And thou art a freeman of this City;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ki sen bu şehirde oturmaktasın.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And thou art an indweller of this city -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
90:3
And (the mystic ties of) parent and child;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ve and olsun baba ve çocuğuna.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Babaya ve çocuğa da (yemin ederim).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the begetter and that which he begat,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ فِى كَبَدٍ
90:4
Verily We have created man into toil and struggle.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki biz insanı zorluklar konusunda (dayanıklı) yarattık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
We verily have created man in an atmosphere:
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
90:5
Thinketh he, that none hath power over him?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O insan) kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thinketh he that none hath power over him?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا
90:6
He may say (boastfully); Wealth have I squandered in abundance!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Övünerek) “Pek çok mal harcadım.” diyor.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And he saith: I have destroyed vast wealth:
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
90:7
Thinketh he that none beholdeth him?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thinketh he that none beholdeth him?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ
90:8
Have We not made for him a pair of eyes?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Biz ona iki göz vermedik mi?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Did We not assign unto him two eyes
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
90:9
And a tongue, and a pair of lips?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bir dil ve iki dudak?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Beled 90:8-9
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And a tongue and two lips,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
وَهَدَيْنَـٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
90:10
And shown him the two highways?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ona iki yolu gösterdik.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ona iki yolu da gösterdik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And guide him to the parting of the mountain ways?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ
90:11
But he hath made no haste on the path that is steep.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Fakat) o, sarp yokuşu (aşmayı) göze almadı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But he hath not attempted the Ascent -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ
90:12
And what will explain to thee the path that is steep?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O ‘sarp yokuş’un ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Ah, what will convey unto thee what the Ascent is! -
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
فَكُّ رَقَبَةٍ
90:13
(It is:) freeing the bondman;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Köle azat etmek,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Sarp yokuş); köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
(It is) to free a slave,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
أَوْ إِطْعَـٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ
90:14
Or the giving of food in a day of privation
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And to feed in the day of hunger.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
90:15
To the orphan with claims of relationship,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yakınlığı olan bir yetime,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır. Beled 90:14-16
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
An orphan near of kin,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
90:16
Or to the indigent (down) in the dust.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır. Beled 90:14-16
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Or some poor wretch in misery,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ
90:17
Then will he be of those who believe, and enjoin patience, (constancy, and self-restraint), and enjoin deeds of kindness and compassion.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sonra da iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And to be of those who believe and exhort one another to perseverance and exhort one another to pity.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
90:18
Such are the Companions of the Right Hand.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İşte onlar sağın halkıdır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Their place will be on the right hand.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا هُمْ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
90:19
But those who reject Our Signs, they are the (unhappy) Companions of the Left Hand.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Âyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ayetlerimizi inkâr edenler ise işte onlar solun halkıdır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But those who disbelieve Our revelations, their place will be on the left hand.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ
90:20
On them will be Fire vaulted over (all round).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Onlar(ın cezası, kapıları) üzerlerine kilitlenmiş ateştir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Fire will be an awning over them.
M. Pickthall · EN · public-domain
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)