89.الفجر
الفجرمكية · 30 آية
- 1
وَٱلْفَجْرِ
89:1
By the break of Day
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Andolsun fecre.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yemin olsun: Tan vaktine,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By the Dawn
M. Pickthall · EN · public-domain
- 2
وَلَيَالٍ عَشْرٍ
89:2
By the Nights twice five;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
On geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
On geceye,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And ten nights,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 3
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
89:3
By the even and odd (contrasted);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çifte ve teke.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
‘Çift (olan şeyler)’e ve ‘tek’e,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the Even and the Odd,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 4
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
89:4
And by the Night when it passeth away;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gitmekte olan geceye.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Geçmekte olan geceye ki
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the night when it departeth,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 5
هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ
89:5
Is there (not) in these an adjuration (or evidence) for those who understand?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Akıl sahibi için bun(lar)da bir yemin var değil mi?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
There surely is an oath for thinking man.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 6
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
89:6
Seest thou not how thy Lord dealt with the 'Ad (people),-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Rabbin (şunlara)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Dost thou not consider how thy Lord dealt with (the tribe of) A'ad,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 7
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
89:7
Of the (city of) Iram, with lofty pillars,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sütunlar sahibi İrem'e?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Yüksek) sütunları olan İrem'e (İrem şehrine) -ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı-.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
With many-columned Iram,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 8
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَـٰدِ
89:8
The like of which were not produced in (all) the land?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Yüksek) sütunları olan İrem'e (İrem şehrine) -ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı-. Fecr 89:7-8
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The like of which was not created in the lands;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 9
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
89:9
And with the Thamud (people), who cut out (huge) rocks in the valley?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Vadideki kayaları oyan Semûd'a (Semûd kavmine),
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And with (the tribe of) Thamud, who clove the rocks in the valley;
M. Pickthall · EN · public-domain
- 10
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
89:10
And with Pharaoh, lord of stakes?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Kazıklar sahibi Firavun’a.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And with Pharaoh, firm of might,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 11
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَـٰدِ
89:11
(All) these transgressed beyond bounds in the lands,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bunlar ülkelerde azmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ki onlar şehirlerde azgınlık etmişlerdi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Who (all) were rebellious (to Allah) in these lands,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 12
فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
89:12
And heaped therein mischief (on mischief).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Orada bozgunculuğu çoğaltmışlardı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And multiplied iniquity therein?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 13
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
89:13
Therefore did thy Lord pour on them a scourge of diverse chastisements:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kırbacını yağdırmıştı.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Therefore thy Lord poured on them the disaster of His punishment.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 14
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
89:14
For thy Lord is (as a Guardian) on a watch-tower.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Şüphesiz ki Rabbin, (sürekli) gözetlemektedir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! thy Lord is ever watchful.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 15
فَأَمَّا ٱلْإِنسَـٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
89:15
Now, as for man, when his Lord trieth him, giving him honour and gifts, then saith he, (puffed up), "My Lord hath honoured me."
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
İnsana gelince, Rabbi kendisini imtihan edip ona ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde “Rabbim bana ikram etti.” der.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
As for man, whenever his Lord trieth him by honouring him, and is gracious unto him, he saith: My Lord honoureth me.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 16
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَـٰنَنِ
89:16
But when He trieth him, restricting his subsistence for him, then saith he (in despair), "My Lord hath humiliated me!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(Fakat) ne zaman onu imtihan edip rızkını daralttığında ise “Rabbim beni küçük düşürdü (önemsemedi)” der.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But whenever He trieth him by straitening his means of life, he saith: My Lord despiseth me.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 17
كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
89:17
Nay, nay! but ye honour not the orphans!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Doğrusu, siz yetime ikram etmiyorsunuz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but ye (for your part) honour not the orphan
M. Pickthall · EN · public-domain
- 18
وَلَا تَحَـٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
89:18
Nor do ye encourage one another to feed the poor!-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Yoksulu yedirmeye de birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And urge not on the feeding of the poor.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 19
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
89:19
And ye devour inheritance - all with greed,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Mirası hırslı bir yiyişle (helal-haram demeden, hak hukuk gözetmeden) yiyorsunuz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And ye devour heritages with devouring greed.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 20
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
89:20
And ye love wealth with inordinate love!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Malı çok (aşırı) bir sevgiyle seviyorsunuz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And love wealth with abounding love.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 21
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
89:21
Nay! When the earth is pounded to powder,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Yer param parça edici şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, melekler sıra sıra (dururken) Rabbin(in emri) geldiği zaman (haliniz nasıl olacak?)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but when the earth is ground to atoms, grinding, grinding,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 22
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
89:22
And thy Lord cometh, and His angels, rank upon rank,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Hayır! Yer param parça edici şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, melekler sıra sıra (dururken) Rabbin(in emri) geldiği zaman (haliniz nasıl olacak?) Fecr 89:21-22
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And thy Lord shall come with angels, rank on rank,
M. Pickthall · EN · public-domain
- 23
وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
89:23
And Hell, that Day, is brought (face to face),- on that Day will man remember, but how will that remembrance profit him?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün, cehennem getirilmiş (olacak) ve insan (yaptıklarını) o gün hatırlayacaktır. Ama (artık) bu hatırlamanın kendisine ne (yarar)ı olabilir ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And hell is brought near that day; on that day man will remember, but how will the remembrance (then avail him)?
M. Pickthall · EN · public-domain
- 24
يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
89:24
He will say: "Ah! Would that I had sent forth (good deeds) for (this) my (Future) Life!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
"Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(O insan:) “Ah, keşke, bu hayatım için (dünyadayken iyi) bir şeyler (hazırlayıp) gönderseydim!” diyecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He will say: Ah, would that I had sent before me (some provision) for my life!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 25
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ
89:25
For, that Day, His Chastisement will be such as none (else) can inflict,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O gün, O’nun (Allah’ın) edeceği azap (gibi) kimse azap edemez.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
None punisheth as He will punish on that day!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 26
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ
89:26
And His bonds will be such as none (other) can bind.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
O’nun (vuracağı) bağ (gibi) kimse bağ vuramaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
None bindeth as He then will bind.
M. Pickthall · EN · public-domain
- 27
يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
89:27
(To the righteous soul will be said:) "O (thou) soul, in (complete) rest and satisfaction!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Ey huzura kavuşan nefis (insan)!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But ah! thou soul at peace!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 28
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
89:28
"Come back thou to thy Lord,- well pleased (thyself), and well-pleasing unto Him!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Sen (Allah’tan) memnun, (Allah da) senden razı olarak Rabbine dön!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Return unto thy Lord, content in His good pleasure!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 29
فَٱدْخُلِى فِى عِبَـٰدِى
89:29
"Enter thou, then, among My devotees!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kullarımın arasına gir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
(İyi) kullarım(ın)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Enter thou among My bondmen!
M. Pickthall · EN · public-domain
- 30
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
89:30
"Yea, enter thou My Heaven!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Cennetime gir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Cennetime gir!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Enter thou My Garden!
M. Pickthall · EN · public-domain
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)