← Sure 18

18:10

إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

Kelime kelime

إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsim — zaman zarfı
أَوَى
sığındıkları
Fiil
Kök: أوي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوَىFiil — mâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْفِتْيَةُ
o gençler
İsim
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
فِتْيَةُİsim — eril çoğul، merfû (nominatif)
إِلَى
mağaraya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdat — harf-i cer (edat)
ٱلْكَهْفِ
Kehf
İsim
Kök: كهف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdat — marife (belirli)، ön ek
كَهْفِİsim — eril، mecrûr (genitif)
فَقَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdat — atıf bağlacı، ön ek
قَالُFiil — mâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsim — zamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّنَآ
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsim — eril، mansûb (akuzatif)
نَآİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
ءَاتِنَا
bize ver
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتِFiil — emir، 2. tekil eril
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
مِن
katından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdat — harf-i cer (edat)
لَّدُنكَ
kendin
İsim
Kök: لدن
Dilbilgisi (i'rab)
لَّدُنİsim — mecrûr (genitif)
كَİsim — zamir، son ek، 2. tekil eril
رَحْمَةً
bir rahmet
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَحْمَةًİsim — dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَهَيِّئْ
ve hazırla
Fiil
Kök: هيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdat — atıf bağlacı، ön ek
هَيِّئْFiil — emir، 2. tekil eril
لَنَا
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdat — harf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsim — zamir، 1. çoğul
مِنْ
şu işimizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdat — harf-i cer (edat)
أَمْرِنَا
buyruğuna
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرِİsim — eril، mecrûr (genitif)
نَاİsim — zamir، son ek، 1. çoğul
رَشَدًا
bir çıkış yolu
İsim
Kök: رشد
Dilbilgisi (i'rab)
رَشَدًاİsim — eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Birkaç genç mağaraya sığınmış: "Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster, bizi başarılı kıl" demişlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O gençler mağaraya sığınınca şöyle dediler: "Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve bizim için şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani o gençler mağaraya sığınmışlar ve “Rabbimiz! Bize tarafından merhamet ver ve bize (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold, the youths betook themselves to the Cave: they said, "Our Lord! bestow on us Mercy from Thyself, and dispose of our affair for us in the right way!"

A. Yusuf Alipublic-domain

When the young men sought refuge in the cave and said, ‘Our Lord, grant us Your mercy, and find us a good way out of our ordeal,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

When the young men fled for refuge to the Cave and said: Our Lord! Give us mercy from Thy presence, and shape for us right conduct in our plight.

M. Pickthallpublic-domain

[Mention] when the youths retreated to the cave and said, "Our Lord, grant us from Yourself mercy and prepare for us from our affair right guidance."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

اذكر -أيها الرسول- حين لجأ الشبَّان المؤمنون إلى الكهف؛ خشية من فتنة قومهم لهم، وإرغامهم على عبادة الأصنام، فقالوا: ربنا أعطنا مِن عندك رحمة، تثبتنا بها، وتحفظنا من الشر، ويسِّر لنا الطريق الصواب الذي يوصلنا إلى العمل الذي تحب، فنكون راشدين غير ضالين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?